MCT Danışmanlık tarafından 17’ncisi gerçekleştirilen Pazarlama Zirvesi 2 gün boyunca dünyanın önde gelen pazarlama düşünürlerini bir araya getirdi. 6-7 Aralık tarihlerinde marka stratejisti Peter Fisk’in sunumuyla gerçekleştirilen Pazarlama Zirvesi’nin dünyaca ünlü konuşmacıları arasında; tüketici- nin zihnini okuyan, yeryüzünün en etkili pazarlama dâhisi Martin Lindstrom; iş modellerini yeniden tasarlayan finansal deha Mark Zaleski; Bitcoin’i yaratarak dijital paranın geleceğini yazan teknoloji danışmanı Peter Vessenes gibi isimler yer aldı. Zirvede ayrıca; dijitalin ve müzik dünyasının genç lideri Spotify Türkiye Ülke Direktörü Ergül Çivi, yerel üreticiden tüm dünyaya sürdürülebilir tüketimi hedefleyen perakende lideri Metro Toptancı Market Türkiye Genel Müdürü Kubilay Özerkan, beyaz eşya ve perakende sektörünün başarılı ismi Vestel Satış Pazarlama Genel Müdürü Ergun Güler, CNN TÜRK Ekonomi Editörü Cem Seymen, GfK Global Marka Stratejisi ve Takibi Direktörü Dr. Oliver Hupp, Lindstrom Company’den Marka Danışmanı Oliver Britz gibi önemli isimler katlı değer yaratmanın sırlarını açıkladı. Pazarlama Zirvesi’nin üç dev ismi köşe yazarımız Martin Linstrom, Peter Fisk ve Mark Ritson ile hem pazarlamaya dair hem de 2016 yılına dair çok keyifli röportajlar gerçekleştirdik.
Pazarlama tamamen iki şeyle ilgilidir: fikirler ve ağlar. Gerçekten güçlü, bağlayıcı bir fikrinizin olması gerekir
Peter Fisk
Öncelikle şunu sormak istiyorum: Türk markaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Genel olarak dünya çapında bulunduğumuz konum hakkında düşünceniz nedir? Örneğin, marka değeri listesinde oldukça kötü bir noktadayız, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Çoğu Türk markasının bu kadar yerel olmasını ilginç buluyorum, çoğu Türk markası sadece Türkiye’ye yönelik olarak oluşturulmuş. Global marka olarak değil. Yani kendi ülkelerinde çok güçlüler ancak ihracatlarının yapılması, başka yerlere götürülmesi kolay değil; Arçelik bu durumun iyi bir örneği, yurt dışına açılabilmek için Beko adı altında ikinci bir marka kullanmaları gerekiyordu. İlginç olan şey şu: markalar tamamen müşteriyle bağlantı kurmakla ilişkilidir, Türk markalarının da müşterileriyle oldukça güçlü bir bağlantısı var ama yeni pazarlara girmek istediklerinde biraz dil, biraz da kültür farklılıklarından dolayı bunu daha zor buluyorlar. Yani bence bu ciddi bir zorluk, ama aynı zamanda bir fırsat. Sadece Türkiye pazarında değil, dünyada da büyümeye elverişli olabilecek şekilde markanızı nasıl geliştirebileceğinizi düşünmek bir fırsat.


ilişki kurmayın, müşterileri birbirine bağlayın. Müşteriler arasında bir ilişki kurun. Bir topluluk yaratın.
Yedincisi, her şeyi kendiniz yapmaya çalışmayın. Yapmak istediklerinizi gerçekleştirecek ortaklar bulun. Siz markasınız, fikre ihtiyacınız var. İhtiyacınız olan tek şey, bir fikir. Christian Audigier’in bu şirkette üç kilit çalışanı var: Fikirleriyle kendisi, parayı sayacak bir finans yetkilisi ve lisanslanacak kişileri bulacak lisanslandırma yetkilisi. Çok fazla insana ihtiyacınız yok. Biliyorsunuzdur, üç yılda 17 kişiyle elde edilen meblağ 19 milyar dolar. Görüyorsunuz, çok fazla insana ihtiyacınız yok. Bu, bugün dünya çapında büyüklerden biri olmakla alakalı değil, odaklanmış olmakla ve daha iyi fikirlere sahip olmakla alakalı. Başarı, daha büyük olmakla veya daha çok çalışmakla değil; rekabeti planlamakla, daha zekice ve daha farklı şekilde düşünmekle ilgili.











