Gülsüm Azeri, Türkiye’nin en güçlü iş kadınlarından biri. 30 yılı aşkın süredir, bir çok yeniliğe ve başarıya imza attığı sanayi hayatı boyunca, kimya sektöründe, cam ev eşyası sektöründe, düz cam sektöründe ve enerji sektöründe, Türkiye’de pek çok ilke ve inovatif yatırıma imza atarak uluslararası başarılara ulaştı. Kadın sezgilerinin kendisini iş hayatında başarıya taşımada destek olduğu aşikar. Beni en çok etkileyen sözlerinden biri; “İş hayatım boyunca 15’e yakın fabrika kurdum ve yatırım yaptım. İnovasyon ve teknolojiyi baz alarak hiçbir fabrikayı bir öncekinin benzeri olarak kurmadım. Her yeni fabrikaya bir yenilik kattım,” cümlesi olmuştur. Disipline verdiği önem, çalışkanlığı, takım kurma ve yönetme becerisi, konsantrasyon kabiliyeti, yenilikleri hızla takip etmesi, sektöre hakimiyeti, aile bağlarına verdiği değer ile O, örnek bir Anadolu ve Cumhuriyet kadını. Onun başarı algısında cinsiyetçiliğe yer yok. Ama o, Türkiye’de kadının istihdamını artırmasında ve kadınların iş dünyasında daha etkin olmasında elinden gelen desteği veriyor. Ona göre iyi yönetici olmanın yolu iyi bir lider olmadan geçiyor. O iyi bir yönetici olduğu kadar iyi bir lider ve Türkiye’nin gözbebeği başarılı iş kadınlarından biri. Dünya Kadınlar Günü’ne özel hazırladığımız bu sayıda, Türkiye’nin parlayan kadın yüzü Gülsüm Azeri ile başarının kadın halini konuştuk.
Biz Türkiye genelinde hayatın ne kadar içindeysek, müşterilerimizi de kendi iş ve hizmetlerimizin o kadar odağına koyma kararı içinde yol aldık.
Örneğin genç bir mühendis olarak kariyerimin ilk aşamasında kendimi teknik müdür olarak Mersin’de Rus teknolojisi temelli bir kimyasal madde fabrikası kurarken buldum. Burada yatırım döneminde teknik müdürdüm. Ardından, fabrikanın inşaatı tamamlandı. O günkü amirim, hiç pazarlama eğitimi almamış olmama rağmen “Pazarlama bölümünü yönetmek ister misin?” diye sordu. Düşünmek için bir gecelik süre istedim. Ertesi gün, Genel Müdürüme gidip “Tamam, yapacağım,” dedim. Kabul etmiştim çünkü bu teknik bir üründü. Ürünle ilgili tüm ayrıntıları, teknik özelliklerini biliyordum. Ayrıca üretim sonrası teknik süreçlerde nasıl kullanılacağını da biliyordum. Ancak en önemlisi, tam kapasiteyle üretilecek ürünleri 5 kıtada satmamız gerekiyordu. Dünya devleriyle rekabet edebilmek için bir yılın 200 gününü seyahatlerde geçirdiğim oldu, ama başardık.
‘Öncelikleri doğru koyma’ olgusu da benim için büyük önem taşır. İnsan bunu tecrübesiyle ve iş hayatının da katkısıyla oluşturuyor.
Petrol Ofisi kuşkusuz Türkiye’nin en köklü markalarından biri. Petrol ofisi bugüne kadar sadece şehir hayatında değil, Anadolu’nun merkeze en uzak noktalarında da hayatın, sanayinin, tarımın, üretimin devam etmesi için yatırım yapmış, halen bu yatırımlarına aralıksız devam eden bir marka. Biz Türkiye genelinde hayatın ne kadar içindeysek, müşterilerimizi de kendi iş ve hizmetlerimizin o kadar odağına koyma kararı içinde yol aldık. 2016’da adımızın yanına “Kolaylıklar Dileriz” mottomuzu ekleyerek müşterilerinin hayatlarını kolaylaştıracak yeni ürün ve hizmetler sunmaya odaklandığımız bir dönem başlattık. Bu hizmetlerin başında “ÖDEGEÇ” geliyor. Petrol Ofisi, akaryakıt ödemelerinin araçtan inmeden kredi kartıyla yapılabilmesi- ni sağlayan ilk marka. Ayrıca Migros’la devam eden iş birliğimizle de şimdiye kadar istasyon işletmeciliğinde yapılmamış bir ilke imza attık. Türkiye genelinde 100 istasyonumuzda marketlerimiz Migrosjet olarak hizmet veriyor. Yani Petrol Ofisi müşterileri Migros kalitesini ve Migrosjet’in uygun fiyatlarını 7/24 istasyonlarımızda bulabiliyor.
Gülsüm Azeri’den gençlere altın değerinde öğütler
Çalışma coşkusu iş hayatı için çok önemlidir. Ben 30 yıldır yöneticiyim, hiç yorulmadım. İnsanın kapasitesinin çok yüksek olduğunu bilin ve iş hayatında yorulma kavramını sözlüğünüzden çıkarın. Zaten gerçekten konsantre olduğunuzda böyle bir zaman hesaplaşmasına gerek duymuyorsunuz. Çalışma coşkusu aynı zamanda, severek coşkuyla başarıya odaklanmış bir yaklaşım, demektir. Yaptığınız işi sevin, severek yapmaya gayret edin; çünkü severek yapılan iş ve bunun yarattığı coşku, uğraştığınız konu ile ilgili ilk başarılı sonuçta çok büyük etki yapacaktır. Başarı, çalışma coşkusunu; çalışma coşkusu ise başarıyı arttıracaktır.
İş hayatında da öğrenmeye devam edin
Hangi ülkenin hangi şehrinde hangi işi yapıyor olursanız olun, bulunduğunuz ülkenin, bölge- nin ve genelde dünyanın yaşamakta olduğu önemli ekonomik ve politik gündemi takip edin. Bu genel farkındalık, hem yapmakta ol- duğunuz işi, hem de bu işin geleceğine yönelik görüşlerinizi etkileyebilir. Bu analize, sektörde rakiplerinizin neler yapmakta olduğunu da eklediğinizde, daha tutarlı stratejiler düşün- meye başlayabilirsiniz. İşte bunun adı vizyoner bakış açısıdır! Operasyonel sorumlulukların hem kariyerinizin hem de sizin gelişiminizde önemli rolü vardır. Operasyonel görevlerden kastım; üretim ve tüm bağlantılı fonksiyonları, satış ve pazarlama, tedarik zinciri ve tüm önemli halkaları gibi, hede eri yakalamak zorunda olduğunuz tüm pozisyonlardır. Bu işler zaman zaman stres yaratacaktır. İş stresinden çok şey öğrenilir; korkmayın, yıl- mayın, nasıl yöneteceğinize, nasıl üstesinden geleceğinize bakın. İşinizdeki öncelikleri doğru irdeleyin ve gerektiği yerde önem arz eden konuları hızla detayda çözmeye çalışın. Her zaman ‘çözüm üreten’ olun. Yer alabildiğiniz kadar çok projede görev almak için istekli olun. Projelerin size sonuç odaklılık, ekip çalışması gibi önemli öğretimleri olur; bir o kadar da performansınız- la farkınızı gösterme fırsatı verir.
Güçlü yönlerinizi tanıyın ve bunlardan istifade edin
Başarılı olmak için güçlü yönlerinizi daha belirgin bir biçimde öne çıkaracak şekilde yete- neklerinizden istifade edin. Bunun için önce kendinizi iyi tanımanız lazım. Karakter ve kişilik özelliklerinizi göz önünde bulundurmanız çok önemli, ancak günümüz iş hayatında bir o kadar da doğru iletişim ve ikna gücü büyük önem taşıyor. Bir proje geliştirdiğinizde ne kadar mükemmel tasarlanmış olursa olsun, mutlaka karşı tarafın düşüncelerini, tecrübelerini, gündemi ve ortamı da hesaba katarak ilerleyin. Projenizi kusursuz bir şekilde tasarlamanız yet- mez. Onu hayata geçirecek desteği alabilmeniz için, yöneticinizi ve çalışma arkadaşlarınızı ikna edebiliyor olmanız çok önemlidir.
Gönül ağacı projesi üreten kadınlara ilham oluyor

Dünyaya bakıldığında biz kadın yönetici istihdamı konusunda ne durumdayız? Bu konudaki destek ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
2016’da TÜSİAD işbirliği ile McKinsey & Company “Women Matter” adında bir araştıma yaptı. Bu araştırmaya göre, Türkiye kadınların işgücüne katılımında %33 ile OECD ülkeleri arasında en düşük seviyede. Ülkemiz kadınların iş gücüne katılımını destekleyecek güçlü politikalarla, GSYİH’sini %20 artırma potansiyeline sahip. Şirketlerde kadın temsil oranının artması ve kadınların lider pozisyonlara yükselmesi şirket performans ve kültürünü geliştirir. Türkiye’de kadınların şirketlerde farklı kademelerdeki temsil oranına baktığımızda ise giriş seviyesinde %42 olan bu oranın Genel Müdür seviyesine çıkıldığında %15’e düştüğü görülmektedir.
Ben de bu nedenle ağırlıklı olarak kadınların iş hayatında yükselmeleri konusunda çalışıyorum. Sürdürülebilirlik yaklaşımımız çerçevesinde Boğaziçi Üniversitesi işbirliği ile başlattığımız “WomEngineers” projesiyle teknik alanlarda eğitim gören kız öğrencilere destek oluyoruz. Bu öğrencilere OMV Petrol O si’nin ve Türkiye’deki diğer önemli rmaların üretim tesislerini gezdiriyor ve şirketimizde farklı departmanlarda staj yapma imkânı tanıyoruz. Ayrıca farklı sektörlerde görev yapan kadın CEO’lar ile bir araya gelerek kariyer üzerine sohbet edebilecekleri ortamlar yaratıyoruz. Hede miz kızlarımızın aldıkları teknik eğitimi iş hayatlarında operasyona katılarak sürdürmelerini teşvik etmek ve bu alandaki başarılı kızlarımıza yol açmak. Eğitim ve kadın işgücünün ekonomiye kazandırılması konularına büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda kadın yönetim kurulu üyelerinin oluşturduğu tek global organizasyon olan WomenCorporateDirectors, kısaca WCD, Türkiye Başkanlığını da üstlenmiş bulunuyorum.
WCD, 6 kıtada toplam 71 platformda, 7000 yönetim kurulunda hizmet veren 3,500’den fazla üyesiyle, liderlik ve network kurma alanlarında etkili bir aracı görevi görüyor. WCD’nin Türkiye Platformu’nu da Mayıs 2013’te kurduk. WCD Türkiye Platformu, çoğunluğu CEO olmak üzere, bölüm başkanlığı ve direktörlük pozisyonları gibi kurumlarının en üst yönetimlerinde hizmet veren kadın yöneticilerden oluşan güçlü bir ağ. Bu güçlü kadınlarla birlikte Türkiye’deki şirketlerin yönetim kurullarındaki kadın üye oranının, gelişmiş ülkelerdeki seviyeye gelmesini hede iyoruz. Ülkemizdeki halka açık şirketlerin gerek yönetim kadroları ve gerekse yönetim kurulları incelendiğinde, kadınların şirket yönetimlerinde hak ettikleri ölçüde temsil edilmediği görülmektedir. Borsa İstanbul nezdindeki değişik pazarlarda işlem gören toplam 369 şirketin yönetim kurullarındaki ortalama kadın üye oranı ise %12’dir. Pek çok konuda bize örnek teşkil eden Avrupa Birliği’ne üye diğer ülke uygulamaları incelendiğinde, bazı ülkelerin düzenlemelerle, zorunlu kadın yönetim kurulu üyesi kotaları getirdiği ve zorunlu kota düzenlemesi olmayan diğer ülkelerde de bu konuda yoğun çalışmalar yapıldığı görülmektedir.
Fransa, İtalya, Belçika, Norveç, Almanya gibi birçok ülkede bu konuda düzenlemeler yapılmış ve kısa bir geçiş döneminden sonra bu düzenlemelere uyum zorunlu hale getirilmiştir. Ülkemizde ise Sermaye Piyasası Kurulu, 03.01.2014 tarihinde yayınladığı Kurumsal Yönetim İlkeleri Tebliği’nde; halka açık şirketlerin, yönetim kurullarında kadın üye oranı için %25’ten az olmamak kaydıyla bir hedef oran belirlemelerini ve bu hede ere ulaşmak için politika oluşturmalarını tavsiye etmiştir. WCD Türkiye platformu olarak, yönetim kurullarında en az %25 kadın üye olmasının tavsiye değil de, diğer birçok gelişmiş ülkedekine benzer bir “zorunluluk” haline getirilmesi için ilgili tüm devlet kurumları ve sivil toplum örgütleri ile görüşülerek yol alınması gerektiğini düşünüyor ve çalışmalarımızı bu doğrultuda yürütüyoruz. G20’nin çalışma gruplarından C-20 (Civil Society) ve W-20 (Women) ile yürüttüğümüz görüşmeler sonucunda da kadın yönetim kurulu üyesi oranlarında kota zorunluluğu getirilmesi konusunu da gündeme getirdik. Özellikle W-20 bildirgesinde şu maddenin yer almasında büyük rol oynadık: “G20 üyelerinin, anonim şirketlerin yönetim kurulları için ulusal düzeyde cinsiyet hede eri belirlemeleri gerekmektedir. İki yıllık bir hoşgörü süresinin ardından, daha az düzeyde temsil edilen cinsiyet için %25’ten daha az olmayan bir yıllık hedef belirlenmeli veya söz konusu ülkedeki ulusal cinsiyet temsilinin pariteye ulaşana kadar en az %25 oranında iyileştirilmesi sağlanmalıdır.” Ülkemizde yönetim kurullarında kadın üye bulundurulması için böyle bir kota uygulaması olursa, buna bağlı olarak üst yönetimde görev yapacak kadın sayısında da bir artış görülecek ve bu uygulama kadınların iş hayatında yükselebilmeleri için de faydalı olacaktır. (Mart 2017, The Brand Age)











