Site icon Dr. Fatma Kamiloğlu

MEDYA VE RIZA ÜRETİMİ: COVID-19 AŞISI OLMAYAN KİTLE ÜZERİNDE BİR ALAN ARAŞTIRMASI / MEDIA AND CONSENT PRODUCTION: A FIELD STUDY IN THE COVID-19 NON-VACCINATED GROUP

Trakya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Dergisi, Haziran 2024, Cilt 26, Sayı 1, Sayfa 317-342,
DOI: 10.26468/trakyasobed.1311918

Makalenin tamamının linki:

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3198347

ÖZ: Kamuoyunu ikna etme, değiştirme ve dönüştürmede medyanın gücü yadsınamaz
boyuttadır. Propaganda ve rıza üretimi süreci ile medya, kamuoyunun gündemini belirlerken, bir fikrin benimsenmesinde ya da bir davranışın sergilenmesinde etkili olmaktadır. Ülkemiz dahil dünya gündemini etkisi altına alan Covid-19 salgınında başvurulan temel bilgi kaynağı ana akım medya ve yeni medya olmuştur. Bununla birlikte, salgın tedavisinde Covid-19 aşılarının en etkin koruma yöntemi olduğu ve toplum sağlığı adı altında mutlaka olunması gerekliliği özellikle ana akım medyada sıkça vurgulanmıştır. Ana akım medyanın aşı olunması gerektiği konusundaki ikna taktiklerine ve rıza üretimine karşın, 18 yaş üstü nüfusun ortalama %9’u hiç Covid-19 aşısı olmamıştır. Bu çalışmanın temel amacı, yoğun  medya propagandası ve rıza üretimine karşın, Covid-19 aşısı olmayan kitlenin kimlerden oluştuğunu saptamak, bu kitlenin medyaya karşı nasıl bir direnç sergilediğini, aşı olmama nedenlerini, aşı olmamadaki temel kişisel ve ideolojik motivasyonlarını ortaya koymaktır.
Bununla birlikte bu kitlenin bilgi kaynakları arasında ana akım medya ve yeni medya
ayrımında nasıl farklılıklar olduğunu tespit etmektir. Bu bağlamda araştırmada Covid-19
aşısı olmayan kitlenin demografik ve ideolojik özellikleri, aşı olmama motivasyonları, resmi
kurumlara ve ana akım medya ve yeni medyaya bakış açıları incelenen konular arasındadır.
Bu amaç doğrultusunda, Kantitatif (Nicel) araştırma tekniğine bağlı kalınarak, tüm Türkiye
geneli hiç aşı olmamış kitleyi temsil edecek toplam 2038 kişi ile Rastlantısal Örnekleme
tekniğine bağlı kalınarak Kartopu Yöntemi ile çevrimiçi anket çalışması uygulanmıştır.

Anahtar kelimeler: Covid-19 Aşısı Olmayanlar, Covid-19 Aşı Karşıtlığı, Medyada
Rıza Üretimi, Medyada İkna Teknikleri, Medyaya Güven

ABSTRACT: The power of the media to persuade, change and transform public opinion is
undeniable. Through the process of propaganda and consent production, the media
determines the public’s agenda and is effective in the adoption of an idea or the display of a behavior. The main source of information used in the Covid-19 epidemic, which affected the world agenda, including our country, was mainstream media and new media. However, it has been frequently emphasized, especially in the mainstream media, that Covid-19 vaccines are the most effective method of protection in the treatment of the epidemic and that they must be used in the name of public health. Despite the mainstream media’s persuasion tactics and consent production about the need to be vaccinated, an average of 9% of the population over the age of 18 has never been vaccinated against Covid-19. The main purpose of this study is to determine who the mass of people who are not vaccinated against Covid-19 consists of, despite intense media propaganda and consent production, to reveal what kind of resistance this mass displays against the media, their reasons for not being vaccinated, and their basic personal and ideological motivations for not being vaccinated. In addition, it is to determine what differences there are between the information sources of this audience in terms of mainstream media and new media. In this context, the demographic and ideological characteristics of the population who have not been vaccinated against Covid-19, their motivations for not being vaccinated, their perspectives on official institutions, mainstream media and new media are among the subjects examined in the research. For this purpose, an online survey was conducted with the Snowball Method, adhering to the Random Sampling technique, with a total of 2038 people representing the population who have never been vaccinated throughout Türkiye, adhering to the Quantitative research technique.

Keywords: Unvaccinated People of Covid-19, Anti-vaccine People, Consent Manufacturing in Media, Persuasion Techniques in Media, Trust in the Media

SONUÇ

Pandemi döneminde, resmi ideoloji ve kurumlarla bir bütün halinde Covid-19 aşısı olunması gerektiği konusunda aynı içerikle üretim yapan ana akım medyanın yoğun propagandasına ve rıza üretim sürecine rağmen, 18 yaş üstü nüfusun ortalama %9’u hiç Covid-19 aşısı olmamıştır. Bu kitle üzerinde yapılan araştırma verilerine göre; Covid-19 aşısı olmayan kitle, ana akım medyaya güven duymayarak, ana akım medyanın pandemi sürecinde tamamen taraflı yayın yaptığına inanmaktadır. Bu kitlenin temel motivasyonu tek başına dini gerekçeler değildir. Aynı oranda, aşının zorlanması, hukukun çiğnenmesi, küresel sistemin planları ve aşıya güven duyulmaması gibi tıbbı ve insan hakları gerekçeleri de ön plandadır.  Bu kitlenin temel bilgi kaynağı neredeyse tamamen yeni medyadır. Yeni medyada ise kendi düşünceleri ile örtüşen hesapları takip etmekteler. Yeni medyada bilgi kaynakları, bazı doktorlar, aşı karşıtı sosyal medya hesaplarıdır. Bu kitle ana akım medyayı (televizyonu ve yazılı basını) asla takip etmemektedirler. Ana akım medyanın, Covid-19 aşısında rıza üretiminde ve ikna sürecinde bu kitleyi etkileyememesinin altında yatan temel sebep, bu kitlenin hiç ana akım medyayı takip etmemesi ve dolayısıyla etki altına alınamamasıdır. Ayrıca bu kitle hiçbir kurumu pandemi döneminde başarılı ve adil bulmamıştır.

Covid-19 aşısı olmayan kitlenin cinsiyet dağılımında %60 oransal çoğunlukla kadınlar dikkat çekmektedir. Yaş dağılıma bakıldığında, özellikle 35-44 yaş grubunda (%44) anlamlı biçimde yığılım gözlenmektedir. Diğer yaş gruplarına göre 18-24 yaş grubu genç kitlede ve 55 yaş üzeri ileri yaş grubu kitlede aşı olma durumunda azalma gözlenmektedir.  Medyada Covid-19 aşısı olmayan kitle hakkında pek çok ithamda bulunulmuştur. Bilim karşıtı, cahil, toplum sağlığı düşmanı gibi kategorize edilmelere karşın bu kitlenin eğitim durumuna bakıldığında, eğitimli bir yapı ortaya çıkmaktadır. Bu noktada çevrimiçi araştırmaya katılan kitlenin eğitim durumunun yüksek çıkma olasılığını da eklemek gerekmektedir. Araştırma verilerine göre aşı olmayan kitlenin hemen hemen %60’ı iki yıllık veya dört yıllık üniversite mezunudur. Yüksek lisans veya doktora mezunu olanlar ise %13 oranındadır. Denilebilinir ki, ankete katılan aşı olmayan kitlede her yüz kişiden 73, üniversite ve üzeri eğitim durumuna sahiptir. Kadın ağırlıklı, eğitimli ve orta yaş bir demografi sergileyen aşı olmayan kitlenin yarısı tam zamanlı çalışmaktadır. Ev kadını oranı %19 iken öğrencilerin oranı %6’da kalmıştır.  Kitlede her yüz kişiden 68’i evli iken İstanbul’da yaşayanlar %32, Ankara’da yaşayanlar %7 ve İzmir’de yaşayanlar %7 ile araştırmada yer almıştır.

Covid-19 aşısı olmayan kitlenin %41’nin kendini muhafazakâr/dindar olarak tanımladığı gözlenmektedir. Buna karşın kitlenin kalan %59’luk oransal çoğunluğu ise kendini öncelikli olarak muhafazakâr/dindar olarak tanımlamamaktadır. Araştırma sırasında sorgulanan bir diğer başlık, aşı olmayan kitlenin aşı olmama motivasyonunun altında dini gerekçeler ne derece etkili olmuştur. Elde edilen verilerde, bu kitlede sadece %20’lik kısım, dini inancından dolayı aşı olmadığını belirtmektedir. Diğer bir ifade ile kitlenin %77 gibi oransal çoğunluğunun aşı olmama motivasyonun arkasında dini inançları bulunmamaktadır.  Covid-19 aşısı olmayan kitlenin hemen hemen tamamı net biçimde (%97) Covid-19 aşısına karşı durumdadır. Kitleye, çocukluk aşıları dahil tüm aşılara karşı olup olmadıkları sorulmuştur. Elde edilen veriler, kitlenin %50’sinin tüm aşılara karşı olduğu ortaya koymuştur. Fakat kalan diğer %50’lik kitle ise bu konuda kararsız ya da karşı değil durumundadır.

Covid-19 aşı olmama motivasyonlarının başında; insan hakları ve hukuksal gerekçeler (insanların zorlanması, işe veya okula alınmaması vb.) (%50) ile ilk sırada yer almaktadır. Bu kitle özellikle ana akım medya ve resmi kurumlardan gelen baskılardan dolayı aşı konusunda şüpheye düşmekle birlikte insan haklarının çiğnendiği inancı ön plana çıkmaktadır. Yüzde 24’lük oranlarla, Tıbbı gerekçeler (aşıya güvenmeme, kısa sürede üretilmesi, olası yan etkiler vs.) ve küresel sistemin planları bu kitlenin Covid-19 aşısında karşı en rahatsız oldukları konular arasındadır. Elde edilen veriler, medyanın yoğun propagandası ve resmi kurumların yasal zorunlulukları bu kitlede ters tepki yaratarak Covid-19 aşısına karşı güvensizlik oluşturmuştur. Aşı olmayan kitlenin başvurduğu bilgi kaynakları sıralamasında, yeni medya ilk sıradadır. Özellikle, bazı doktorlar (%67), internet/sosyal medya (%66) ve sosyal medyada aşı karşıtı hesaplar (%61) ilk sıralarda yer almaktadır. Dikkat çeken nokta, bu kitle kendi düşünceleri ile aynı paralellikte olan bilgi kaynaklarını takip etmektedir. Buna karşın Türk televizyonları ve Türk yazılı basını hiçbir şekilde takip edilmemektedir. Bu kitle ana akım medyaya güvenmediği ve taraflı bulduğu için pandemi sürecinde ana akım medyayı hiç takip etmediğini dile getirmektedir. Aşı olmayan kitlenin hemen hemen tamamı ana akım medyanın taraflı bir duruş sergilediğini dile getirmektedir (%99). Covid-19 aşısı olmayan kitlenin hemen hemen tamamı, yazılı basını, televizyonu, Sağlık Bakanlığı’nı, Türk Tabipler Birliği’ni, üniversiteleri, hukuk sistemini pandemi sürecinde başarısız bulmuştur. Sadece sosyal medyayı kısmen başarılı bulmuştur (%26).

Kendini dinar/muhafazakâr olarak tanımlayan kitlede erkeklerin istatistiki olarak anlamlı biçimde kadınlardan daha yüksek oranda olduğu gözlenmiştir. Bununla birlikte kadınlar anlamlı biçimde erkeklerden daha çok Atatürkçü olarak kendilerini tanımlamaktadır. H1:0 kabul edilmiştir. Cinsiyete göre Covid-19 aşılarına karşı tutum arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Cinsiyet dağılımında her iki cinsiyet, bu aşılara aynı oranlarda (%97-%96) olarak karşı durumdadır. H2:1 reddedilmiştir. Cinsiyete göre istatistiki anlamlı bir fark saptanmamıştır. Her iki cinsiyette aynı oranlarda Covid-19 aşısına karşı tutum sergilemektedir. H3:1 reddedilmiştir. Her iki cinsiyet de aynı oranlarda Türk ana akım medyayı aşı yanlışı olarak görmektedir.  Cinsiyete göre Türk medyasının aşı tutumu arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. H4:1 reddedilmiştir. Eğitim durumuna göre Covid-19 aşılarına karşı tutum arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Tüm eğitim durumları %97-%99 oranlarında Covid-19 aşısı olma konusunda karşı duruş sergilemektedir. H5: 1 reddedilmiştir.  Eğitim durumuna göre Covid-19 ve diğer aşılara karşı nasıl bir tutum sergilendiği verilerine bakıldığında, özellikle ilkokul veya okur yazar kitlenin diğer eğitim gruplarına göre daha çok “tüm aşılara karşı” olduğu gözlenmektedir. İstatistiki anlamda anlamlı biçimde ortaya çıkan bir diğer veri ise, üniversite mezunu ve yüksek lisans/doktora mezunlarının anlamlı biçimde kendilerini diğer eğitim gruplarına göre daha çok “insan hakları savunucusu” olarak göstermektedir.  H6: 0 kabul edilmiştir. Tüm eğitim durumlarında, ana akım Türk medyasını taraflı ve güvensiz bulmaktadır ve anlamlı bir fark çıkmamıştır. H7: 1 reddedilmiştir.

Eğitim durumuna göre ideolojik duruşa bakıldığında, istatistiki olarak anlamlı bir fark gözlenmemektedir. Fakat oransal olarak ilkokul veya okur yazar kitlenin diğer kitlelere göre daha dindar/muhafazakâr olduğu gözlenmektedir (%54).  H8: 1 reddedilmiştir.  İstatistiki olarak özellikle 65 ve üzeri yaş grubu, diğer yaş gruplarına göre daha Covid-19 aşılarına karşı olma konusunda daha “kararsız” durumdadır. Ayrıca yine bu yaş grubu anlamlı biçimde diğer yaş gruplarına göre daha az Covid-19 aşılarına karşı durumdadır. Yaş ilerledikçe aşılara yakınlık artmaktadır.  H9: 0 kabul edilmiştir. Yaş grupları dağılımında özellikle 18-24 yaş grubu istatistiki anlamda diğer yaş gruplarından daha çok kendini insan hakları savunucusu olarak görmektedir.

Araştırma verileri ortaya koymaktadır ki Covid-19 aşısı olmayan kitlede, ana akım medyanın farklı görüşlere hitap edecek şekilde adil olması beklenmektedir. Ana akım medyanın, farklı görüşlere, fikirlere ve uzmanlara danışmaması, aşı olmayan kitlenin ana akım medyayı taraflı bulduğunu göstermektedir. Medyanın rıza üretimi ve ikna çabalarının bu kitlede geri tepmesi, bu kitlenin hiç ana akım medyayı takip etmemesine sebep olmuştur. Ana akım medyanın çok sesliliği yaygınlaştırması beraberinde bu kitlede rıza üretimi ve ikna sürecini olumlu etkileyebilme olasılığı mevcuttur. Toplum sağlığını ilgilendiren önemli konularda, tüm hedef kitleye ulaşmada, ana akım medyanın çok sesliliğe ve farklı fikirlere yer vererek kitleleri etkileyebileceği gözlenmiştir. Bu kitle özgür iradesi ile karar verme eğilimde olduğu için ana akım medyanın bu özgür iradeye seslenmesi rıza üretimini artırabilir.

EXTENDED ABSTRACT
Being in power or maintaining existing power is Lippmann’s (1998) sought protection
from the crowd, which he defined as the ‘great mob’, or bound to obtain his consent. With the first social structures, the governments’ constant surveillance of the masses, the trust and consent of the masses to the government. created an important management problem. There are various means by which society can consent and be persuaded. The media is the most
effective of these tools. The media ensures the production of consent by persuading the public with effective propaganda techniques. In the process of media consent production, “by shaping history around a certain ideology, it enables certain things to emerge, some things  not to be seen, some questions to be asked, other questions to be ignored and issues to be framed in a certain way” (Chomsky, 2017). Consent production techniques of the media are also seen in the presentation form of Covid-19 vaccines. While the mainstream media revealed that their views are indisputably true and based on science, they also accused the cautious audience of compulsory vaccination of ignorance and anti-science (Gazeteduvar, 2022).

This process has brought about a serious information pollution, panic atmosphere,
false news and false information. According to Chomsky (2017), while the media is
deliberately used as a propaganda tool by the governments, the main task of the media is
propaganda.
Despite the persuasion efforts of the media, the rate of those who have never been
vaccinated in the adult population in Turkey is 9% on average, according to the data of the
Ministry of Health. After the first dose, the rate of being vaccinated for the third dose
decreased by 43% on average (Ministry of Health, 2023). Despite the intense use of agenda setting, persuasion techniques, consent production, propaganda, fear, official bans and even coercion, what is the demographic and ideological structure of the unvaccinated mass, what are the basic values that motivate the unvaccinated mass, and trust in institutions and especially in the media. The size of their situation presents itself as an important question.
In the most general sense, despite the persuasion efforts of the media, propaganda
techniques, agenda setting and consent manufacturing processes, the demographic,
ideological characteristics of the 9% of the population who have never been vaccinated
against Covid-19 in Turkey, what they were affected by, their trust in the media, their
perspective on the pandemic and their motivations for not being vaccinated should be
examined. are among the questions. In this research, the structure of the population, which has never been vaccinated and is never affected by the media, has been tried to be scrutinized, despite the necessity and necessity of vaccination in the media, and even the information about the death of those who are not vaccinated despite the imposition of the legal circulars
According to research data, almost 60% of the unvaccinated population is a two-year
or four-year university graduate. An educated mass is emerging. Those with master’s or
doctorate degrees are 13%. It can be said that 73 out of every hundred people in the
unvaccinated population have a university or higher education level. Half of the unvaccinated population, which has a predominantly female, educated and middle-aged demographic, works full time. It is observed that 41% of the population who are not vaccinated against Covid-19 define themselves as conservative/religious. On the other hand, the remaining 59% proportional majority of the mass exhibits a secular structure. Proportional majority of the population, such as 77%, do not have religious beliefs behind the motivation not to be vaccinated. Almost all of the population who do not have the Covid-19 vaccine is clearly (97%) against the Covid-19 vaccine. At the beginning of the motivations for not being vaccinated against Covid-19; It ranks first with human rights and legal reasons (forced people, not being allowed to work or school, etc.) (50%). Although this group is suspicious due to the pressures coming from the media and official institutions, they think that humanrights are violated. The data obtained, the intense propaganda of the media and the legal obligations of official institutions created a negative reaction in this mass and created distrust against the Covid-19 vaccine. Some doctors (67%), internet/social media (66%) and antivaccine accounts on social media (61%) are at the top of the list of sources of information that the unvaccinated population consults. The point that draws attention is that this audience follows information sources that are in parallel with their own thoughts. On the other hand, Turkish televisions and Turkish print media are not followed in any way. Almost all of the people who are not vaccinated against Covid-19 have not found the printed media, television, the Ministry of Health, the Turkish Medical Association, universities, and the legal system successful in the pandemic process. He found only social media partially successful (26%).
During the pandemic period, accusations such as ignorant, anti-scientific and religious were
said about those who did not have the Covid-19 vaccine. However, as a result of this research, it was observed that the unvaccinated population had a educated profile. The main motivation of this group is beyond religious reasons, but medical reasons such as forcing the vaccine, breaking the law, the plans of the global system and not trusting the vaccine. While the main  source of information for this audience is some doctors and social media, they never follow television and print media clearly. This mass did not find any institution successful during the pandemic period and was not affected by official institutions.

Exit mobile version