Değerli dostlar,
TBMM vekillerine gönderilen dilekçeyi ve vekillerin mail listesini buradan indirebilirsiniz. Lütfen word dosyasını indirin ve 600 vekilin maillerini parça parça olacak şekilde gönderin.
Herkes lütfen mail atsın.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN SAYGIDEĞER VEKİLLERİNE;
Corona tedbirleri kapsamında, İçişleri Bakanlığı’nın, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yayınladığı genelgeler, toplumda infial yaratmaktadır. Anayasa ve yasalara aykırı biçimde yayınlanan bu genelgeler ile hukuk, insan hakları ve hürriyetleri, beden dokunulmazlığı, seyahat özgürlüğü, eğitim hakkı gibi temel haklar ihlal edilmektedir. Türk toplumunu kaosa sürükleyen bu genelgeler ile insanlar işinden, mesleğinden, okulundan olmaktadır. Veliler hem kendileri için hem çocukları için bu baskı ve zorunluluklara karşı endişe duymakta hatta çocuklarını zorunlu aşı ve pcr dayatmasından kaçınmak için okula yollamamayı düşünmektedir. Bu yasa dışı genelgelere dayanarak, okullar, üniversiteler, iş yerleri, kamu kurum ve kuruluşları, hastaneler, seyahat firmaları, uçak firmaları ve bankalar, neredeyse tüm kurumlar insanlara zulüm etmekte, aşıya zorlamakta ve aşı olmayanlara PCR testini zorunlu kılmaktadır. Her ikisini kabul etmeyenler işlerinden olmakta ve sosyal hayatta dışlanmaktadır. Aşağıda yasal gerekçeleri ile detaylandırılmış dilekçede göreceğiniz gibi tüm bu yapılanlar Türk milletinin yasal haklarına saldırıdır, darbedir. Darbeler sadece topla, tüfekle veya silahla değil yaşam hakkına müdahale ile kaos yaratarak da yapılmaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bir ferdi olarak, halk tarafından seçilmiş bir vekil olarak sizlere halk adına sesleniyoruz. Bu zorbalığa, bu kaosa, bu dayatmalara dur deyin. Halkı temsil etmenin verdiği kutsal göreviniz adına halkın yanında olun. Halkın yaşadığı bu sıkıntılardan habersiz olmanız imkan dahilinde gözükmemektedir. O halde neden hiçbir açıklama yapılmamaktadır! Covid aşılarının içerikleri, etkileri, uzun vadede yaratacağı olası sonuçlar başka bir tartışma konusudur. Hem aşılıların hem de aşısızların bu virüsü alıp yaydıkları bilimsel bir gerçek iken aşısızlara yüklenilmesi, pcr test zorunluluğu getirilmesi toplumda ötekileştirici, ayrıştırıcı ve bölücü bir harekettir. İyileşme oranının yüzde 99.9 olduğu bir hastalıkta birey kendi bedeni için karar verme hakkına sahip olmalıdır. Bağışıklık sistemine güvenen bireye zorunlu bir ilaç veya aşı veya test dayatılması insan hakları evrensel değerlerine aykırıdır. Sözün özü Covid hastalığı, aşıları ve tedavi süreci başka bir tartışma konusudur. Burada değinmek istediğimiz temel ve yegane şey HUKUKTUR.
Ülkemizde hiç aşı olmayan yaklaşık 23 milyon insan bulunmaktadır. İnsanlar aşıya karşı ve olası olumsuz etkilerine karşı mesafeli durmaktadır. Ve bu insanlar seslerini duyurabilecekleri siyasi bir oluşum arayışındadır. Bu süreçte iktidarı ve muhalefeti ile akıl almaz bu yasadışı uygulamalara ve zorbalığa sessiz kalmak halkın kafasında soru işaretleri uyandırmaktadır. Mevzu aşının olası tartışmaları değildir. Mevzu temel insan hak ve hürriyetlerinin korunmasıdır. Türkiye genelgeler ülkesi değildir. Türkiye Cumhuriyeti hukuk devletidir. Bugün halkının yanında, hukukun yanında olma zamanıdır.
Bizlerin talebi; Covid aşısının daha önce Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da belirttiği gibi gönüllük esasında yapılmasıdır. Hastalık tanısını koymada yetersiz olan ve hatalı ölçümler yapan PCR testi dayatmasının da gönüllük esasında yapılmasıdır.
Bu bilgiler ışığında, aşağıda bakanlıkların genelgeleri ve bu genelgelere karşı yasal itiraz gerekçeleri bulunmaktadır.

