Dr. Fatma Kamiloğlu
Uluslararası Kitap Bölümü Makale
Kitap linki: https://www.google.com.tr/books/edition/Dijital_%C3%87a%C4%9Fda_Medyatik_%C4%B0leti%C5%9Fim_II/kuTAEAAAQBAJ?hl=tr&gbpv=1&dq=fatma+kamilo%C4%9Flu&pg=PA3&printsec=frontcover
ORCID: 0000-0001-5319-8290
Kaynak: Kamiloğlu, F. (2023). Sosyal Medyada Arketipsel Kent Marka Kişiliği Yaratma Stratejisi: İstanbul Örneği, Dijital Çağda Medyatik İletişim II, s.61-87, Ed. Şebnem Çağlar, Murat Gülgör, s.69-110, Eğitim Yayınları, İstanbul.
Konu: Siyasal İletişim, Sosyal Medyada Siyasal İletişim, Seçim Kampanyaları, Twitter, Siyasal İletişimde Sosyal Medya, Sosyal Medyanın Faydaları, İyi Parti.
“Bilinçaltı bizi bizden daha iyi bilir. Dışa bakan düş görür, içe bakan uyanır.” C. G. Jung
Giriş
Yeni iletişim teknolojileri ve sosyal medya, sağladığı olanaklar ve kullanım yaygınlığı ile daha çok seçmene ulaşmada, politik bilincin toplumsal düzeyde artmasında ve politik ilginin yaygınlaşmasında oldukça etkilidir. Pew Research’ın (2018) “Sosyal Medya ve Siyasal Katılım Araştırma” verilerine göre; Amerikalıların %34’ü sosyal medyada herhangi bir grupta yer alırken, %32’si başkalarını harekete geçmeye teşvik ettiği için sosyal medyayı kullanmaktadır. Son zamanlarda sosyal medya platformlarını, mitingler veya protestolar hakkında bilgi almak için kullananlar %19 iken siyasi veya sosyal bir konuyla ilgili hashtagler kullanmak için bu platformları kullananlar %14 oranındadır. Erdoğan’ın (2017, 14) sosyal medyanın siyasal katılım ve gençlik üzerine etkilerini saptamak için Türkiye’de gençler üzerinde gerçekleştirdiği araştırma sonuçlarına göre, internet üzerinde gerçekleştirilen bir protesto eylemine katılanların oranı %5, online siyasi etkinliklerde bulunanların oranı %5,4, internette siyasal hareketlere katılanların oranı %7,4 iken internette siyasal düşüncelerini sık sık belirtenlerin oranı %7.9’dur. Bilgi Üniversitesi’nin “Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları 2018 Araştırma” (201, 47) verilerine göre, internet üzerinden bir protestoya katılanların oranı %8, Twitter’da sık sık siyasi görüşlerini paylaşanların oranı ise %15 iken ara sıra paylaşanların oranı %31 olmuştur. Bu veriler, siyasal iletişim sürecinde sosyal medyanın, siyasal aktörlerin mesajlarını kamuoyuna iletmeyi sağlayan etkin bir kaynak olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca bu veriler, sosyal medyanın kamuoyunun ve özellikle gençlerin siyasi görüşlerini paylaşmasında ve siyasal katılımın yaygınlaşmasında etkin olduğunu göstermektedir.
Sosyal medya sahip olduğu özgürlük, anındalık, kolaylık, karşılıklı iletişim ve yaygınlık özellikleri sayesinde, gençlerin siyasi tercihinin şekillenmesinde ve politik bilinçlerinin gelişmesinde anlamlı etkiler yaratmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye’de hemen hemen tüm partiler sosyal medyayı aktif biçimde kullanmaktadır. Bu partilerden biri de İyi Parti’dir. İyi Parti’nin Türk siyasi hayatında dikkat çeken noktası, 2002’den 2018’e kadar 16 yıl gibi uzun bir süreden sonra, yeni bir partinin giremediği meclise kurulduğunun ilk yılı gibi kısa bir sürede girmiş olmasıdır. Çeşitli partiler kurulmuş olsa da bu partiler barajı geçip meclise girememiştir. Seçim süreci boyunca geleneksel medyada yer bulamayan İyi Parti, seçmene ulaşmak için sosyal medyayı aktif biçimde kullanmıştır. Tüm bu bilgilerden hareketle bu çalışmanın ana konusu, İyi Parti’nin ilk kez girdiği 24 Haziran 2018 genel seçimlerine hazırlık süreci boyunca, Twitter’da yürüttüğü seçim kampanyasının “içerik analizi” yöntemi ile analiz etmektir. Özellikle, genel seçmen kitlesi ve genç seçmen kitlesi ayrımında, Twitter içeriklerinin ağırlığını ortaya koymaktır. İyi Parti’nin, seçim tarihi yaklaştıkça seçim kampanyalarının en yoğun olduğu son 6 haftada (15.05.2018-24.06.2018) Twitter’ı nasıl kullandığı, hangi içerikleri ön plana çıkardığı, hangi dili tercih ettiği, gençlere hitap eden içeriklerin oranı, beğeni ortalamaları ve mesaj biçimleri inceleme altına alınmıştır. Böylelikle, yeni kurulan partinin genç kitleye hitap etme oranı saptanmaya çalışılmıştır.
SİYASAL İLETİŞİM
Siyasal iletişim, Eski Mısır ve Antik Yunan’da, iktidarın dönemin olaylarını kayıt altına alıp sonraki dönemlere aktarma çabası kadar eskidir. Siyasal iletişimin izlerini araştırırken, ilk çalışmaların Aristo’nun “Siyaset ve Retorik” eseriyle ortaya çıktığı bilinmektedir. Zamanla vatandaşların yalnızca politik kararları görüşmek üzere bir araya geldiği düzenli toplantılar batının siyasi felsefe ve iletişim geleneğinin temelini oluşturmuştur (Stanley, 2018, s. 125). Tarihsel gelişimi ele alındığında, toplumun devingen ve değişken dinamik yapısı sebebiyle günümüz siyasal iletişim olgu ve süreci farklıdır. Örneğin Antik Yunan’da yüz yüze yapılan siyasal iletişim, o dönemin şartları için etkin iken günümüzde nüfusun artması ile bu durum kendini yeni iletişim yöntemlerine, tekniklerine ve araçlarına bırakmıştır. Zaman içerisinde kavramın gelişimi, tanımı ve evreleri farklılık gösterse de ikinci dünya savaşı siyasal iletişim açısından önemli bir dönün noktası olmuştur (Çankaya, 2019, s. 22). Bununla birlikte kavram üzerine 1950’li yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, siyasal iletişimin bugünkü anlayışını oluşturmaktadır. İkinci dünya savaşında özellikle kamuoyunu ikna etme çalışmaları ve propaganda faaliyetleri anlamında siyasal iletişim araştırmaları yapılmıştır (Tokgöz, 2010, s. 21-23). Bu dönemde, siyaset bilimi ve iletişim bilimi arasında, kamuoyunun düşünce, tutum, davranış, inanç, kültür biçimlerini anlama ve yönlendirme konusunda ortak araştırma ve çalışmalar yürütülmüştür. Bununla birlikte, 19.yüzyıldaki tek taraflı propaganda ve ikna çabaları 21.yüzyıla yerini hedef kitlenin de içinde yer aldığı karşılıklı etkileşimli iletişim çabalarına bırakmıştır. Siyaset ve iletişim biliminin ortak araştırmaları, kamuoyu oluşturmada en etkin yöntemin iletişim olduğunu ortaya koymuştur (Avşar, 2020, s. 33).
Siyasal iletişim genel oy hakkının kitlelere verilmesi ile başlar, kitle iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle günümüz çağdaş anlamına ulaşır (Özkan, 2007). Siyasal iletişimin biçimsel içeriği konusuna gelince, bunun siyasal konuşmaları, nutukları, siyasetçilere atfedilen sözleri, siyasal sürece ilişkin her türlü haber ve yorumları, idari makamların açıklama ve savunmalarını, oturum tutanaklarını, siyasal danışmanların halkla ilişkiler ve tanıtım etkinliklerini ve hatta ‘görünürde’ siyasal içerik taşımayan sinema ve televizyon filmlerini ve eğlence programlarını dahi içine aldığı geniş bir yelpaze barındırmaktadır (Yavaşgel, 2004, s. 145). Çankaya’ya göre (2015) insanlık tarihine bu açıdan bakıldığında, her tür iletişim biçiminin siyasal iletişimin bir unsuru olduğunu, iktidara gelmek ya da iktidar konumun sürdürmek gibi hedeflere uygun kitle manipülasyonu amacıyla kullanıldığı görülmektedir. Bu bağlamda, siyasal iletişim, bireylerin ya da toplulukların girdiği iktidar mücadelesinin özel bir biçimidir.
Siyasal iletişimin fonksiyonları geniş çerçevede şu başlıklara oluşmaktadır: siyasal mesajların iletilmesi, mesajların etkinliğinin ve kalıcılığının artırılması, kamuoyunun beklentilerinin ölçümlenmesi, geri besleme kanallarının tesisi, kanaat önderlerinin etkilenmesi, gündem oluşturma becerisi ve siyasi rakiplere karşı avantaj sağlamaktır (Özkan, 2007). Siyasal iletişim, iktidar mücadelesinin yani güç ilişkilerinin olduğu tüm toplumsal yapı ve kurumlardaki (aile, okul, kültür vb.) iletişimdir. Çatışma ve iktidar mücadelesine sahne olan her iletişim siyasal iletişimdir. Siyasal iletişim, en genel anlamda günümüz bakış açısı ile önceden tasarlanan siyasal pazarlama stratejileri ile halkın oy tercihini yönlendirmek ve birerlerin siyasal karar ve kanaatlerini etkilemektir. Aziz’e göre (2007, s. 22) Siyasal iletişim, siyasal aktörlerin belirli ideolojik amaçlarını, belirli hedef kitlelere kabul ettirmek ve eyleme dönüştürmek için yapılanlardır. Bu bağlamda günümüzde siyasal iletişimin üç temel unsurundan bahsedilmektedir; aktörler, kitle iletişim araçları-medya ve hedef kitle.
Siyasal işletişimin aktörleri her dönemde değişmekte ve sayıları artmaktadır. Aktör sadece siyasi partiler, hükümetler ya da devlet başkanları değildir. Değişen yaşam biçimleri ile artık sivil toplum örgütleri, yerel yönetimler, baskı grupları, lobi faaliyetleri, yasa dışı gruplar gibi geniş çerçevede siyasal iletişim aktörleri olarak sayılmaktadır. (Aziz, 2007, s. 22). Aktör, mesajı ileten taraftır yani kaynaktır. Medya ise aktörlerden gelen mesajların hedef kitlelere yani kamuoyuna iletilmesini sağlayan ortamdır. Medya bu yapısı ile hem araç hem de mesajın kendisi olabilmektedir.
Politik bilincin toplumsal düzeyde artmasının ve bir politik kültürün oluşmasının, kitle iletişim araçlarının gelişmesinden sonra gerçekleşmesi ve yaygınlaşması tesadüf değildir. Her yeni teknolojik gelişme bununla birlikte yeni bir iletişim aracının ve ortamının bulunması, politik sisteme ve onun uzantısı olan siyasal iletişime de yeni ivme kazandırır (Oktay, 2002). Denilebilir ki, kitle iletişim araçlarının gelişimi, siyasal iletişime de ivme kazandırmıştır. Siyasal iletişim araştırmalarının ilk örneklerine, kamuoyunun ikna edilmesi ve propaganda sürecinde kitle iletişim araçlarının etkinliği üzerine yapılan çalışmalar gelmektedir. Siyasal iletişim alanındaki bilimsel çalışmalar 1940’dan başlayarak dönemlere ayrılmıştır (Tokgöz, 2010, s. 21);
1.Birinci dönem (1940-1960)
2.İkinci dönem (1960-1980)
3.Üçüncü dönem (1980 ve sonrası)
Birinci dönem çalımalar, kitle iletişim araçlarının kamuoyu üzerinde etkili olduğu varsayımı ile hareket etmiştir. Bu çalışmalar, medyanın kamuoyu yaratma ve siyasal etki gücü üzerine yoğunlaşmıştır. İlk çalışmalar medyanın bilgi verme ve pekiştirme gücünü ön plana çıkarırken, medyada yapılan seçim propagandalarının seçmen üzerinde sınırlı ve zayıf etki yarattığı sonucunu ortaya koymuştur. Lazarfeld ve arkadaşlarının daha sonraki çalışmaları, medyanın güçlü etkileri olduğu tezinden, sınırlı etkileri olduğu tezine evrilmiştir. Özellikle ikinci dönem siyasal iletişim araştırmaları, televizyonun devreye girmesi ile seçmene ulaşmak için yeni strateji ve taktiklerin gelişmesine sebep olmuştur. Bu dönemde iletişim araştırmalarında kuramsal yaklaşımlar devreye girerek güçlü etkiler savına tekrar dönüldüğü gözlenmektedir. Üçüncü dönem siyasal iletişim araştırmalarında; siyasal danışmanların, rekabetçi süreçlerin, popülizmin ve merkezkaç çeşitlenmenin öne çıktığı gözlenmektedir. Geleneksel medyanın yanında yeni iletişim teknolojileri ile dijital ortamlar, seçmenin bilgiye ulaşma biçiminde değişimler ile topla ve seç kültürü ortaya çıkmıştır (Tokgöz, 2010, s. 23).
Siyasal iletişim, birinci ve ikinci dünya savaşlarındaki propaganda temelli tek yönlü yapısını geride bırakarak, günümüzde bir marka yönetim süreci gibi planlanmaktadır. Bütünleşik pazarlama iletişiminin unsurları siyasal iletişiminin de bileşenleri halini almıştır. Reklam, pazarlama, halkla ilişkiler, sosyal sorumluluk ve dijital iletişim bunlardan bir kaçıdır. Siyasi partiler, adaylar veya hükümetler açısından bakıldığında, siyasal iletişim aslında seçmenin alternatifler arasında bir nevi seçim yapma sürecidir. En etkin strateji ve bütünleşik pazarlama çalışmaları ile kamuoyunu etkileme, ikna etme, tutum ve davranış değiştirme, pekiştirme ve sevdirme taktikleridir. Siyasal iletişimde önemli bir bileşen de siyasal reklamdır. Bektaş’a (1996) göre “siyasal reklamcılık II. Dünya Savaşı’nın bitiminden itibaren ABD’de doğup gelişmiş, 1960’lı yıllarda Batı Avrupa ülkelerinde, 1990’lardan itibaren de Türkiye’de uygulanmaya başlanmıştır. Gerçekte siyasal reklamcılık ve propaganda, iletişimin kendisi kadar eski bir geçmişe sahiptir. Yüzyıllardır siyaset adamları kendi başarılarını sağlamak ya da vurgulamak için çeşitli yöntemlere başvurmuşlardır. Bununla birlikte, hiç şüphesiz kitle iletişim araçlarındaki gelişmeler siyasal reklamcılığın önemini artırmış ve seçim kampanyalarının atmosferini bütünüyle değiştirmiştir.” Bugün de siyasal reklam, teknolojinin bütün nimetlerinden faydalanarak gelişimini sürdürmektedir. Tokgöz’e göre (2010) siyasal reklam, bir siyasal partinin veya adayın kitle iletişim araçlarında zaman ve yer satın alarak, seçmenlerin siyasal inançlarını, tutumlarını ve davranışlarını etkilemek bakımından, siyasal mesajlar için kullanılması sürecidir.
SEÇİM KAMPANYALARI VE KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI
Seçim kampanyaları, siyasi partilerin, liderlerin ve adayların, vaatlerini, parti programlarını, faaliyetlerini, ideolojilerini ve imajlarını kamuoyuna ve seçmenlerine anlatmak, sevdirmek, ikna etmek ve oy vermelerini sağlamak için yapılan tüm iletişim faaliyetlerinin stratejik ve bütüncül planlanmasıdır. Seçim kampanyalarının genel amacı, seçime katılan siyasi partilere seçimi kazandırmak ve onları iktidara getirmektir (Aziz, 2021). Seçim kampanyası, parti tarafından medyadan yer ve zaman satın alınarak seçmenlerin tutum ve davranışlarını söz konusu aday ya da parti lehine oluşturmak amacıyla geliştirilen mesajların hazırlanması ve yayınlanması ile ilgili bir siyasal kampanya iletişim faaliyetidir (Uztuğ, 1999).
Kampanyaların ağırlıklı noktasını, seçmen kitlelerin talepleri doğrultusunda partilerin seçim vaatlerinin seçmene iletme biçimi oluşturur. Farklı seçmen gruplarında farklı seçim vaatleri oluşturmaktır (Özsoy, 2007). Seçim kampanyalarını sadece seçim vaatlerini aktarmaya odaklamak eksik bir yaklaşım olacaktır. Siyasi partiler de markalar gibi hedef kitle algısında rakiplerinden farklılaşarak olumlu imaj ve algı konumlandırması ile hedef kitlenin gönlünü ve oyunu kazanmayı hedeflemektedir. Nasıl ki, başarılı iletişim ile “markaların yaşı yoktur iletişimi vardır” denilmekte, aynı şekilde başarılı seçim kampanyaları ile kamuoyu zihninde sadece vaatleri ile değil kimliği, kişiliği, imajı ve yarattığı marka algısı ile yer almaktadır. Günün sonunda siyasi partiler, liderler ve adaylar da bir marka olarak değerlendirilerek seçim kampanyaları bütünleşik pazarlama iletişimi çerçevesinde stratejik ve planlı biçimde yürütülmektedir. Seçim kampanyalarında ve siyasal reklamda daha çok duygu ve bilinçaltı yaklaşımları ön plana çıktığı gözlenmektedir. Bu bağlamda siyasal reklamcılık pozitif ve negatif olmak üzere iki yöntemle ön plana çıkmaktadır (Şeker & İşleyen, 2012).
Pozitif siyasal reklamlarda, adayın güçlü yönlerinin öne çıkarmak, adayın rakiplerine karşın sahip olduğu becerileri ve yetenekleri anlatmak, adayın liderlik imajının ve vizyonunu ortaya koymak, aday ve seçmen arasında duygusal bağ kurmak, adayla ilgili marka kimliği, kişiliği ve konumlandırması yaratmak, adayın vaatlerinin ülke ve seçmen üzerinde yaratacağı olumlu değişimi seçmene ikna etmek, ve seçmende marka sadakati yaratmak ön plana çıkmaktadır (Kamiloğlu, 2015).
Negatif siyasal reklamlarda, rakip adayların vaatlerindeki çelişkileri ve eksiklileri ortaya koymak, rakip adayın geçmiş başarısızlıklarını gündeme taşımak, rakip adayın gelecekte yaratacağı kaos ve yanlış politikaları şimdiden seçmenin zihninde çağrıştırmak, rakip adayın seçilmesi halinde seçmeni bekleyen olası tehlike ve tehditlerin altını çizmek, rakip adayın yanlış politikalarının kurtarıcısının kendisi olduğunu belirtmek, rakip adayın hayat biçimin ve ideolojisinin seçmenin yaşam biçimi olarak tehlike oluşturacağını dile getirmek ön plandadır (Kamiloğlu, 2015). Kavramın daha net anlaşılabilmesi için Johnson-Cartee ve Capeland (1997), çalışmalarında negatif siyasal reklamları üç alt kategoride ele almışlardır. Bu kategoriler; doğrudan saldırı reklamı, doğrudan karşılaştırma reklamı ve imalı karşılaştırma reklamıdır (Bekiroğlu & Bal, 2014). Negatif reklamlar, siyasal iletişimde “korku çekiciliği” olarak adlandırılmaktadır. Yüksek derecede yaratılan korku ve gerginliğin karşısında seçmen güçlü bir savunma reaksiyonuna yaratabiliyor. Seçmen, yaratılan bu yüksek korkunun karşısında rahatsızlık duyup, korkuya karşı savunma mekanizması geliştirebiliyor. Bu nedenle seçmeni ikna etmede kullanılacak korkunun dozu iyi ayarlanmalıdır. Seçmen davranış değişikliği sürecinde, reklamlarda kullanılacak korkunun dozu orta seviyede olmalıdır ve gerçekçi bir mesaja dayanmalıdır.
Türkiye’de Seçim Kampanyaları
Türkiye’de siyasal iletişim ve seçim kampanyalarında, ilk dönemler afiş, gazete ve radyo önemli bir araç olmuştur. Afişler; siyasal reklam filmleri ve gazete ilanlarından daha ucuz olması nedeniyle seçim kampanyalarında da oldukça sık kullanılmaktadır. Afişte ele alınan konu, partinin doğasına ve imajına uygun olarak hazırlanmalıdır. Buna göre tasarımlanan afişler, kampanyaya ve partiye önemli ölçüde yardımcı olmaktadır. Radyo ve televizyon reklamlarının oluşturduğu mesaj bombardımanı içerisinde söylemlerin ve sloganların üst perdeden sunulduğu bir süreçte afişler, mesajların hatırlanması, pekiştirilmesi ve ayrıştırılmasında önemli bir fonksiyonu yerine getirmektedir (Tokgöz, 2010). Türkiye’ye radyonun gelmesinin dünyadan sadece 6 yıl sonra olması da teknolojiye verilen değeri göstermektedir. Buna karşın, radyo her köyde ve mahallede ancak bir iki adet bulunabiliyordu. Bundan ötürü, vatandaşlar köy kahvelerinde ve radyo bulunan evlerde toplanarak haberleri dinleyebiliyordu. Türkiye’de o dönemde radyo tek parti olan CHP’nin propagandasını yapan bir mecra halini almıştır. Radyo, 1940’lara kadar çoğunlukla eğlenceden çok eğitici, öğretici ve toplumsallaşma aracı olarak kullanılmıştır. Gerçi bu toplumsallaşma içeriği tek parti ideolojisinin bir yansıması durumundadır. Bu dönemden ikinci dünya savaşının bitimine değin radyo hem dünyada hem Türkiye’de etkin bir propaganda ortamı olmuştur. Savaş döneminde Türkiye’de “Radyo Günleri” başlıklı yayınlarla savaştan bilgiler vermiştir. Dünyada radyo, savaşan ülkelerin manipülasyonu ve kara propaganda ağırlıklı içerik üretirken Türkiye’de ise iktidarın sesi olmuştur. Resmî ideolojiyi halka yaymak ve benimsetmek için radyo “müthiş bir silah, müthiş bir casusluk ve müthiş bir propaganda vasıtası halini almıştır (Çankaya, 2015: 163).
Türkiye’nin Demokrat Parti (DP) ile çok partili hayata geçmesi, siyasal reklamları ve seçim kampanyalarını başlatmıştır. CHP’nin 25 yıl süren tek parti döneminde, siyasal iletişim tek yönlü, radyo ve gazete ağırlıklı ve halkı kontrol odaklı ilerlerken DP’nin seçimlere katılması ile siyasal iletişim tarzı da değişmiştir. Çok partili hayata geçişle birlikte DP seçim kampanyalarına başlamıştır. Türkiye 1946 seçimlerine giderken DP’nin “Yeter! Söz milletindir.” sloganlı seçim kampanyası ülke genelinde oldukça ses getirmiştir. Öyle ki, bu afiş ve slogan günümüzde hala en başarılı seçim kampanyası örnekleri arasında yer almaktadır. DP’yi iktidara taşıyan ve 1950 seçimlerini belirleyen hamle ise seçime iki hafta kala başlayan radyo programları olduğu söylenebilir (Özkan, 2014, s. 33).
Radyonun bir kitle iletişim aracı olarak kullanılması, Türkiye’de siyasal iletişimde medyanın gücünü göstermesi anlamına önemli bir süreçtir (Tokgöz, 1990, s. 37). Dönemin mevcut sosyo-ekonomik yapısı, 25 yıllık tek parti yönetimi ve beraberinde etkin, agresif ve radyoda sesini duyuran bir muhalefet tarzı, halkın siyasete olan ilgisini artırdığı gibi siyasal iletişimde seçmene ulaşma yollarının önemini de ortaya koymuştur. DP, 1950 seçimlerinde zaferle çıkmasına rağmen, siyasal iletişimin önemi algılayarak, CHP’nin önünü kesmek için siyasal kampanyalarda afiş kullanımını yasaklar ve radyoyu kendi menfaatleri için kullandığı tartışmalarının içine dahil olur (Çankaya, 2000). Türkiye’nin siyasal iletişim tarihinde DP’nin yürüttüğü politik halkla ilişkiler tarzı, etkinlikleri ve seçmenle iletişim biçimi, ondan sonra gelecek siyasal iletişim faaliyetlerine örnek teşkil etmiştir. Özellikle yurt gezileri, halkın psikolojisine ve beklentilerine uygun seçilen adaylar, seçmenlerle samimi ve yüz yüze iletişim, alanında uzman kişilerin olduğu parti mensuplarının seçilmesi hem seçimi kazanmada hem de siyasal kampanya stratejinde öncü olmuştur.
Türkiye’de televizyonun seçimlerde kullanılması ancak 1977 seçimlerinde mümkün olmuştur. TRT 1977 seçimlerinde, Seçim Kanunu’nda yapılan değişiklikle birlikte radyonun yanı sıra –yalnızca birkaç saat yayın yapabilen– televizyonda da siyasal partilerin yer almasını sağlamış, seçimlere katılma hakkı kazanan bütün partiler TV’den propagandalarını yapabilme imkânı yakalamıştır. Dolayısıyla Türk siyaset tarihinde, profesyonel olarak ilk kez 5 Haziran 1977 seçimlerinde Cenajans tarafından Adalet Partisi adına çeşitli organizasyonlar ve toplantılar düzenlenmiştir (Özkan, 2014). Adalet Partisi, 1977 genel seçimleri öncesinde ilk kez Hürriyet gazetesine siyasal reklam vermiştir. Bu seçimlerde siyasal reklamlar yazılı basında aktif biçimde kullanılmıştır (Tokgöz, 2000). Bu uygulamanın ardından gelen seçimlerde gazete reklamları çokça seçim kampanyalarında kullanılmıştır. Örneğin 1983 seçimlerinde Anavatan Partisi, 23 gazete reklamı yayınlamıştır. 1991 genel seçimlerinde ANAP’ın seçim kampanyasını Fransız reklamcı Jacques Seguela ve onun Türkiye temsilcisi ENA reklam ajansı ile yürütmeye başlaması siyasal kampanya sürecini uluslararası boyuta taşımıştır (Aziz, 2021).
Televizyonda siyasal reklam ve propaganda yapma imkânı ise seçim yasasında yapılan değişikliğin ardından ancak 1987 genel seçimlerinde gerçekleşmiştir. Siyasi partilere, kendilerine televizyonda propaganda yapmak için tanınan sürenin bir kısmında görüntü kullanabilmeleri hakkı tanınmıştır. Dolayısıyla siyasal reklam benzeri bir uygulamanın televizyonda başlaması, Türk siyasi hayatı bakımından dönüm noktası sayılabilir (Tokgöz, 2000). 1990 yılından sonra özel televizyon kanallarının hızla artması ve teknolojinin de bu süreçte gelişmeye devam etmesiyle birlikte, televizyon reklamı şeklinde yapılan siyasal reklamların, olağanüstü bir etkiye sahip siyasal kampanya aracı olduğu ortaya çıkmıştır. Özellikle televizyon reklamlarının içerik konusunda belli bir kısıtlamaya tâbi olmaması ve televizyondaki siyasal reklamların seçmen tercihleri konusunda etkili olduğuna dair güçlü kanıtların bulunması, bu reklam türünün siyasal kampanya sürecindeki etkinliğini daha da arttırmıştır (Balcı, 2016).
Geleneksel medyada 1900’lerin sonunda ve 2000’li yılların başında medyada ve sosyo-politik yapıdaki değişim sonucunda, siyasi aktörlerin ve adayların kamuoyuna mesajlarını iletebilmesi için medyada görünmesi zorunluluk halindeydi. Medya bu dönemde, siyasetçinin mesajını kendi formatına uygun biçimde sunmaktaydı. Medyada reyting kazanma amacıyla siyasetçi ve mesajda eğlenceli bir içerik varsa ön plana çıkarmaktaydı. Bundan ötürü, siyasetçi mesajını kamuoyuna iletebilmek için mesajını medyanın istediği formatta kodlamakta ve medyanın bir malzemesi ve nesnesi haline gelmekteydi (Devran, 2011). Siyasi adayların ve siyasal aktörlerin medya karşısında edilgen olma biçimi yeni iletişim teknolojileri ve sosyal medya ile değişmiştir. Sosyal medya sayesinde, siyasi aktörler de kamuoyu ve seçmenler de karşılıklı edilgen bir boyuta taşınmıştır.
Seçmenin oy verme kararında televizyonun etkisini ortaya koyan ilk siyasal kampanya, 1960’daki Amerika başkanlık seçimleridir. ABD’deki Cumhuriyetçi ve Demokrat Parti başkan adayları Nixon ve John F. Kennedy’nin televizyon karşısında karşılıklı yaptıkları seçim konuşmalarını içeren seçim kampanyası, lider imajının ve retorik becerisinin önemini de ortaya çıkarmıştır. Televizyon programından önce kamuoyu yoklamalarında Nixon önde giderken, televizyon programından sonra Kennedy, konuşma tarzı, imajı, retorik becerisi, fiziksel görünümü ile öne geçmiştir ve seçimi kazanmıştır (Newman, 2017).
Siyasal İletişimde Yeni Teknolojiler ve Sosyal Medya
Siyasal iletişim, hedef kitleye ulaşabilmek bir mecraya her daim ihtiyaç duymaktadır. Günümüzde siyasal iletişim ve seçim kampanyaları dijital ortam ve sosyal medya aracılığıyla yürütülürken geleneksel kitle iletişim araçlarına sırtını dönmemektedir. Siyasal iletişim ve seçim kampanyası bütünleşik pazarlama iletişiminin bileşenlerini kullanırken, ağırlıklı olarak sosyal medya ve dijital dünya etkinliğini artırmaktadır. Siyasal iletişim sürecinde yeni teknolojiler ve sosyal medya, siyasal aktörlerin mesajlarını kamuoyuna iletmeyi sağlayan etkin bir kaynaktır. Sosyal medyanın sağladığı olanaklar: Özgürlük, hızlılık, kolaylık, karşılıklı iletişim, diğer araçlarca birliktelik (Aziz, 2021) Sosyal medya, kamuoyunu oluşturan vatandaşların ürettikleri içerikleri, mesajları, görsel, işitsel ve vido görüntülerini hatta canlı yayın içeriklerini paylaşabildiği platformların genel adıdır. İçerik zenginliği sunan bu yapı devingen ve değişken bir yapıya sahiptir.
“We are social 2019” verilerine göre Türkiye’de nüfusun %72’si internet kullanırken, sosyal medya kullanıcılarının oranı ise %63’tür. Türk halkı günde ortalama 7 saat 15 dakikasını internette harcarken sosyal medyada da günde ortalama 3 saat bulunmaktadır. Bu oran genç nüfusta daha yüksektir. Türkiye’de günde ortalama 7 milyon tweet atılmaktadır. Bu tweetlerin ise %59’u negatif içerikli iken %41 pozitif içeriktedir. Bu veriler göstermektedir ki, siyasal iletişim ve seçim kampanyaları için sosyal medya önemli bir mecra durumundadır.
Yeni teknolojilerin ve sosyal medyanın siyasal iletişimde ve siyasal katılımda sağladığı olanaklar, genç seçmenler üzerinde sosyal medyada aktif katılımı geliştirmektedir (Bostancı, 2014). Sosyal ağlar vasıtasıyla gerçekleştirilen siyasal katılmanın, geleneksel anlamdaki siyasal katılmadan farklılıklar arz ettiği bilinmektedir. Bu farklılıklar; kampanya veya seçimler hakkında güncel bilgiler almak için çevrimiçi sitelere üye olma, aday olmuş kişilere çevrimiçi para bağışında bulunma, siyasi meselelerde adayların takındığı tavırlara yönelik bilgi elde etme, bir aday, ajans veya medya tarafından hazırlanmış bir videoyu çevrimiçi izleme, bir ajans veya medya tarafından hazırlanmayan, ancak bir seçim ya da kampanyayla ilgili videoları izleme ve kampanyayla ilgili gönüllü faaliyetlere çevrimiçi üye olma şeklinde sıralanmaktadır (Steinberg, 2015).
Sosyal medya çift taraflı ve eş zamanlı bilgi paylaşımını sağlayan bir mecradır. Sosyal medya araçlarının en önemli özelliği sınırları ortadan kaldırarak, kendi topluluklarını oluşturmasıdır. Bu ortamda oluşan topluluk birbirini etkilemekte, var olan kanallar yoluyla bilgiyi yaymakta ve kendilerine özel alanlar yaratmaktadır. Geleneksel medya ürünleri etkileşimden uzak, iletişim değil de iletim işlevini gerçekleştirirken, günümüzde her internet kullanıcısı aynı zamanda bir içerik üreticisi haline gelmiştir (Dahlberg, 2017). Yeni iletişim teknolojileri, insanlarda ve toplumsal alanda önemli değişiklikler ve olanaklar yaratmıştır. Bu olanaklar şu başlıklarda toplanmaktadır:
Etkileşim (Müzakereci Demokrasi): Yeni teknolojilerin belki de en büyük devrimi, etkileşime açık yapısıdır. Tek boyutlu, sadece mesajı gönderenin egemen olduğu iletişim söylemi yerini karşılıklı etkileşimli bir yapıya bırakmıştır. Kullanıcılar bilgiye rahatlıkla ulaşma ve yaymanın ötesinde geri bildirimde bulunabilmektedir. Kullanıcı anında gelen mesaja cevap verebilmekte, yorum yapabilmekte, tartışma ortamı oluşturabilmektedir. Çevrimiçi müzakere fikri, uzlaşmaya, birbirini anlamaya, diyalog ve şiddetten uzak iletişime işaret eder. Son araştırmalar çevrimiçi müzakereci demokrasi açısından sosyolojik eksiklikler olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun temel sebebi düşük seviyede katılımdır. Çok katılımda birbirini anlamama sorunu yaşanırken az katılımda da temsiliyet sorunu doğmaktadır (Dahlgren, 2017). Yeni teknolojilerin bu handikaplı yönü olsa da siyasi aktörlere ulaşmak, onlarla her konuda iletişime geçmek ve hatta örgütlenmek için yeni teknolojiler geniş olanaklar sunmaktadır. İnternet üzerinden siyasi görüş ve düşünce paralelinde örgütlenme, gündem oluşturma ve de yetkili kurumlara karşı baskı yaratma fırsatı doğmaktadır. Bu durum hem siyasi aktör hem de vatandaş için fayda sağlayan bir yapıdır. Siyasi aktör, mevcut durumu saptamada, karşı görüşlere ulaşmada, daha büyük eylemler, örgütler oluşmadan sorunu çözmede fayda sağlarken, vatandaş için de istek ve taleplerinin gerçekleşmesini sağlayan bir ortam oluşturmaktadır. Bu sınırsız interaktif ortam beraberinde dezenformasyonun ve yanlış bilginin yayılmasını da engelleyebilmektedir. (Tarhan & Fidan, 2016).
Kitlesizleştirme: “Örgütlenemeyen her düşünde ölmeye mahkûmdur” sözünden hareketle, siyasal aktörleri harekete geçirmek için örgütlü bir yapı olunması en büyük güçtür. Hangi konuda olursa olsun sorunu, talebi veya istenen yaşam biçimini gündeme taşımak için örgütlenmek veya sayısal çoğunluk yaratmak sokak eylemlerinde ne kadar etkili ise yeni teknolojilerde de o derece etkilidir. Örneğin, Twitter’da gündem olmak adeta çoğunluğun sesi gibidir. Fakat çoğunluğun azınlık karşısında ezilmesi demokrasilerde en büyük kaygıdır. Yeni teknolojiler tam da bu kaygıyı giderici bir yapıdadır. Ne kadar çok insan olursa olsun yeni teknolojiler sayesinde bireyler, bireysel olarak kendilerini ifade etme imkânı bulabilmekte veya özel mesajlarla siyasi aktörlere ulaşabilmekte. Kitlenin bir parçası olmadan kıyıda köşede kalmış, temsil edilme şansı olmayan veya kitle medyasında yer bulamayan fikirler, sorunlar yeni teknoloji ortamında rahatlıkla yer bulabilmekte (Newman, 2017, s. 103).
Zamansal Özgürlük: Her kitle iletişim aracının tüketim yapısı farklıdır. Televizyonu izlemek, radyoyu dinlemek ya da bir gazete, dergi okumak için o iletişim aracına uygun bir zaman ve mekâna ihtiyaç vardır. Oysa yeni iletişim teknolojilerine ulaşmak için zamana ve mekâna bağımlılık bulunmamaktadır. Kullanıcı kendine uyan bir zamanda ve uygun bir ortamda istediği içeriğe ulaşabilmekte, iletişime geçebilmekte, mesaj alıp vermekte ve siyasi aktörlere ulaşabilmektedir (Dahlgren, 2018).
Kolaylık ve Ucuzluk: Yeni siyaset arenasında internet elverişli ve merkezidir. Böylelikle sivil etkileşim yatay iletişim kapasitesini artırmaktadır. Hem teknolojik gelişim ve hem de cep telefonları sayesinde ekonomik olarak internete erişim, aktivistlerin büyük dijital ağlarının oluşturmalarına katkı sağlar. Vatandaşın internete ulaşım kolaylığı ve ucuzluğu bunu tetiklemektedir (Dahlgren, 2018). Yeni teknolojiler yaygınlaştıkça, onlara ulaşım maliyeti de düşmektedir. Yeni teknolojiler öncesi, vatandaş geri bildirimini ya telefonla ya faks ile ya da posta yolu ile ya da yüz yüze görüşebilme imkânı ile yakalarken şimdi bir tık ötedeki siyasi aktöre ulaşabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında karşılıklı iletişimin daha kolay ve daha ucuz olduğu görülmektedir. Türkiye’nin en ücra köyünde bir çocuğun sorununu ya da başarısını duyurması artık eskisi kadar zor değildir. Hatta dünyanın bir ucundaki gündeme anında ulaşabilme, tepki verme hatta destek olma imkânı vardır.
Yurttaş Kültürü ve Yurttaş Gazeteciliği: Yurttaşlık kültürü, insanların vatandaş rolünü oynama ve bilme olasılıklarını tespit etmeyi amaçlayan analitik bir yapıdır. Bu kavram, kültürel teorileri, demokrasi ve vatandaşlık bilincini siyasal iletişimin konuları ile birleştirir ve anlam, kimlik ve öznellik gibi alanların siyasal iletişimin önemli unsurları olduğunu vurgulamaktadır (Dahlgren, 2018, s. 179). Yeni teknolojiler medyada tekelciliğinin de önünü kesmektedir. Vatandaşlar, yurttaş olma bilincine ulaşırken ve çok sesli bir ortamda alternatif içeriklere rahatlıkla ulaşabilirken kendi içeriklerini de üretebilmektedir. Adeta bir medya gibi içerik paylaşan kullanıcılar böylelikle milyonlarca takipçiye ulaşabilmektedir. Kamusal alan, “herkese açık” anlamındadır. Habermas’a göre, eşitlik, insan hakları, adalet gibi konular Avrupa’da cafelerde entelektüeller tarafından yapılan sohbetler sayesinde temellenmiştir. (Habermas, 2005). İnternetin özellikle 2000’lerden sonra kurulan Facebook, Instagram, Twitter, TikTok ve yeni platformlarda kullanıcılar kendi içeriklerini üretebilmektedir. Bundan ötürü, bu platformlar için kamusal alan da denilebilir. Yeni teknolojiler, kamusal alanın sağladığı özgürlükçü yapı ile yurttaş gazetecilik kavramını da güçlendirmiştir. Yurttaş gazetecilik kavramının yeni bir boyutu ile yeni teknolojiler içerik zenginliği sunmaktadır. Alanında uzman kişilerden bilgilere ulaşılırken, dünyanın her yerinden bilgilere ve çatışma bölgelerinden görüntülere kitle medyasından daha önce yurttaş gazeteciler sayesinde ulaşılabilmekte. Dünyanın herhangi bir yerinde, teknolojiye sahip her birey, yeni teknolojiler sayesinde içerik üretebilmektedir. Özellikle bloglar ve web sayfaları konu hakkında daha derin okuma yapmak isteyenler için adeta bir bilgi kaynağı görevi görmektedir. Bu da beraberinde daha özgür haberciliğin önünü açmaktadır.
Çok Seslilik: Demokrasinin kaygısı, çoğunluğun azınlık üzerinde tahakküm kurmasını engelleyip onların da sesi olabilmektir. Yeni teknolojiler demokrasinin bu kaygısının giderilmesi için mükemmel bir olanak sağlamaktadır. İktidarın ve ideolojilerin dışladığı, ekranlara veya gazetelere taşımadığı ötekileştirilenler yeni teknolojilerde kendilerini ifade etmek ortamı bulmaktadır. Resmî ideolojinin temsil olanağı vermediği gruplar, kitle iletişim araçlarının ötekileştirip düşman gösterdiği azınlıklar, yeni teknolojik fırsatlar ile hem kendilerini duyurabilmekte hem de onları öteki gibi algılayan kitleye dokunabilmektedir. İletişim haline geçen bu iki grup buzları eritip uzlaşabilmekte ve birbirlerini anlayabilmektedir. Toplumsal çok seslilik yaratılırken, toplumsal uzlaşmanın da önü açılmaktadır (Dahlberg, 2017). Kullanıcılar ötekini yakından tanırken, resmi ideolojinin ördüğü duvarları yıkabilmektedir. Her ne kadar iyimser bir bakış açısı ile çok sesliliği tasvir edilse de bu durum beraberinde tartışmaları veya karşıt görüşlerin örgütlenip düşmanlaşmasını da sağlamaktadır. Her platformun güçlü ve zayıf yönleri olmasından dolayı zayıf yönlerinin de siyasi aktörler tarafından bilinmesi önemlidir. (Kushin & Yamamoto, 2010).
Örgütlenme Gücü: Yeni teknolojiler, benzer düşüncedeki benzer sosyo-ekonomik ve sosyolojik nitelikteki kişilerin bir araya gelmesine olanak sağlamaktadır. Aynı sorunla yüzleşen grupların seslerini daha çok çıkarmalarında yeni medya platformları gücünü ilk 2010 Arap Bahar’ında göstermiştir. Daha çok özgürlük, daha iyi ekonomik şartlar, adalet ve baskıcı rejimlere başkaldırı amacıyla Tunus, Cezayir, Mısır, Libya, Ürdün, Yemen gibi ülkelerde halk ayaklanmaları baş göstermiştir. Baskıcı rejimlere karşı yürütülen halk ayaklanmalarının organizasyonu ve örgütlü bir yapı halinde yürütülmesi internet, sosyal medya ve cep telefonları ile mümkün olmuştur. Kullanıcılar ülkelerinde yaşanan sosyal adaletsizlikleri, iktidarlarının baskısını, yolsuzlukları ve yaşam biçimlerindeki ekonomik zorlukları tüm dünyaya paylaşmaya başlamıştır. Kısa sürede dünyadan da destek alan örgütlenme ve halk protestoları giderek büyümüştür. Buna karşın, Arap Bahar’ının bir proje olduğu, başka ülkelerden yönetildiği ve sosyal medya platformlarında kendileri tarafından yetiştirilen önderler ile manipüle edildiği de belirtilmektedir (Avar, 2012). Yeni teknolojiler, internet ve sosyal medya şüphesiz manipülasyona açık bir yapıdır. Bu yapının merkezsiz olması, kimliksiz olması, içerik üretenlerin gerçek kimliklerini saklayabilmeleri, kim tarafından yönetildiği ve bilinmeyen hesapların varlığı beraberinde farklı ideolojik veya çıkar gruplarına hizmet edebilmektedir. Benzer bir durum Türkiye’de yaşanan Gezi Olayları için de söylenebilir. Sosyal medya sayesinde çeşitli gruplar örgütlenerek ülke gündemini etkileyen büyük protestolar yaratmıştır. Sosyal medyanın örgütlenmedeki sağladığı bu olanaklara karşı, terörist grupların finansman sağlama, ağ oluşturma, koordinasyon ve bilgi toplam a gibi faaliyetlerini de olanak sağlamaktadır (Welch, 2019, s. 311). Bu durum da sosyal medyanın karanlık yüzünü oluşturmaktadır.
Kamuoyu Farkındalığı: Endüstri 5.0 ve bilgi toplumu, yeni teknolojilerin ürettiği yeni toplum biçimidir. Bu yeni toplumda bilginin değeri ve yayılması gündemin de kendisidir. Kitle iletişim araçlarında, eşik bekçilerinin seçtiklerini yayınladıkları sınırlı ve ideolojik medya akışı tartışmalı bir yapıdır. Binlerce haber arasında eşik bekçilerinin neye göre seçim yaptığı ve bu seçimin ardında yatan ideolojik düşünce ve iktidar ilişkisi sorgulanmaktadır. Buna karşın yeni teknolojiler bu bağımlılığı minimum seviyeye indirgemektedir. Böylelikle, bilgi geniş kitlelere hiçbir engel tanımadan yayılmaktadır. Beraberinde bu durum kamuoyunun bilgiye ulaşmasını ve farkındalığının artmasını sağlamaktadır. Bilgi toplumu ve farkındalık, kamuoyunun siyasal aktörlerden daha çok şey talep etmesine ya da siyasi aktörlerden gelecek yanlış ve yanıltıcı bilgilerin engellenmesine olanak vermektedir. Özellikle genç kitlenin yeni teknolojileri kullanma biçimine bağlı olarak daha bilgili daha farkındalığı yüksek ve daha talepkar bir kitle biçimlendiği söylenebilir (Stieglitz & Dang-Xuan, 2013). Sosyal medyada kamuoyunda çeşitli konularda farkındalığı ve bilinci artırıcı çok sayıda toplumsal hareketler ve gündemler oluşturulmaktadır. Son zamanlarda en çok ses getiren toplumsal hareketlerde şunlar dikkat çekmektedir: Cinsel saldırı ve cinsel taciz konusunda başlatılan “MeToo”, 2011 yılında Orta Doğu’da baş gösteren “Arap Baharı”, Amerika’da başlayan “Occupy Wall Street”, 2013 yılında Türkiye’de başlayan #direngeziparkı, #occupygezi ve İspanya Madrid’deki “Öfkeliler” eylemleridir. Son dönemde İran’da başörtüsünden dolayı tutuklu bulunduğu sürede ölü bulunan genç Mashar Amini için hem çevrim içi hem de çevrim dışı toplumsal eylemler devam etmektedir. Dünyanın dört bir yanında, toplumsal hareketler ve eylemler, sosyal medya platformlarında hem örgütlenmekte ve en önemlisi kamuoyunu bilinçlendirmekte ve farkındalık yaratmaktadır. Kadın hareketleri, insan hakları hareketleri, çevre hareketleri, hayvan hakları hareketleri veya kültürel hareketler sayesinde sadece yerel değil tüm dünya farkındalık sağlamaktadır.
Yeni teknolojilerin bu çok yönlü yapısı, dijital vatandaşlık kültürü ve dijital demokrasi açısından siyasal iletişim ve seçim kampanyalarının da odak noktası olmuştur. Dijital teknolojilerinin demokratik olasılıklarını nasıl gördüklerine dair çevrimiçi dört temel demokrasi pozisyonu ortaya konmaktadır (Dahlberg, 2017: 135) Liberal-tüketici (rekabet, bağış toplama, itiraz, dilekçe, oylama, haber iletme, bilgilendirme vb.), Müzakereci (katılım, tartışma, görüş farklılığı, toplantı, kamusal alan, bilgi vb.), Karşıt-kamusal (kampanya, kimlikleme, yarışma, protesto, gruplaşma, direnme vb.) ve Otonom Marksist (işbirliği, katılım, paylaşım, üretim, dağıtım, ortaklaşma vb.).
Yeni iletişim teknolojilerinin ve sosyal medyanın siyasal katılım ve siyasal iletişim süreçlerinde sağladığı olanaklara o kadar da iyimser bakmayan görüşler de mevcuttur. Dünyadaki sosyo-ekonomik adaletsizlik ve kalkınmada geri kalmış bölgelerin varlığı kendini sosyal medyada da göstermektedir. Var olan bu eşitsizlikleri internetin daha da pekiştirdiği öngörülmektedir (Dahlgren, 2018). Sosyoekonomik olarak daha fazla olanağa sahip olanlar, daha yüksek eğitimliler, zaten siyasete katılmakta olanlar İnternet’te de daha fazla siyasal katılım göstereceklerdir. Bu açıdan siyaset eşitleyici değil, toplumun güçlü sınıflarını daha da güçlendirici bir araç olarak görülmelidir (Erdoğan, 2017). Bununla birlikte internet ortamında en büyük eksiklik, ulusal ölçek ve öznenin yurttaş gibi görünmesidir. Bu teze göre, internet bir talep mantığından çok bir arz mantığına yanıt verir. Kamusal alanı birleştirmek yerine parçalanmasını kolaylaştırır. İnternet kitle iletişim araçları gibi bir kamuya açılma nesnesi değildir. Bilgi alanında yorucudur, yanlışa sürükleyebilir, üretken değildir ve yalnızlaştırır. Buna karşın evrenselliği ile esnekliği ile aktarım zenginliği ve daha az masraflı olması ile geleceğin tek medyası olarak gösterilebilir (Maigret, 2011) Dünyada bilginin yaygınlaşması, bilgiye ulaşım kolaylığı, yeni iletişim ortamlarının yaygınlaşması ve eğitim seviyesinin artışı, vatandaşların siyasal iletişime katılma oranını artırmaktadır (Lilleker, 2013).
Yeni teknolojilerin seçim kampanyalarında kullanılmasının ilk örnekleri, Bill Clinton’ın 1992-1996 başkanlık seçimlerinde web sayfalarını ve e-postaları kullanması gösterilmektedir. Fakat, Clinton’ın internet kullanımının ne gazeteciler ne de kamuoyu tarafından fark edilmediğini, çok küçük bir grup gayretin farkında olmuş ve online iletişime geçmeye çalışmıştır (Newman, 2017, s. 47).
Yeni teknolojileri ve sosyal medyayı etkili ve yoğun biçimde kullanan Obama’nın “medya gösterisi” olarak isimlendirilen kampanyası, internet ve sosyal medya seçim kampanyalarında başarılı bir örnek olarak gösterilmektedir. Obama’nın retorik başarısı, modern eğitimle genç ve ilerici duruşunu dijital dünyada ve sosyal medyayı da arkasına alarak seçmeni dijital ortamda hedef gruplara bölerek onlarla iletişime geçme becerisi, internet ortamı ile kazanılan ilk başkanlık zaferi olarak değerlendirilebilir. Obama seçim kampanyası sürecinde, www.barackobama.com, my.barackobama.com, www.youbama.com web sitelerinde, Facebook, Myspace, Bloglar, Youtube ve Twitter’da daha çok gençlerin kullanıcı olduğu sosyal medya platformlarında gençlere özel mesajlar üretilmiştir. Bu platformlarda Obama’yı destekleyen seçmenlerin içerik üretmelerine de olanak tanınmıştır. Obama seçmenleri tarafından kendi imkânları ile ürettikleri 400 bin video Youtube’a yüklenmiştir. Seçim kampanyası, Obama sevenlerini hareket geçirmeyi hedeflemiştir (Özkan, 2009). Obama Reddit’e röportaj vererek sosyal medyaya verdiği önemi göstermiştir. Obama, Youtube’dan bolca video, Spotify’den şarkı, Tumblr’dan bilgi, Instgram’dan fotoğraf, Facebook ve Twitter’dan kesintisiz içerik üretmiştir. Seçim vaatlerini sloganlaştırarak sosyal medyadan duyurmuştur. Bunlardan biri, kamuoyunun sağlık sigorta problemini çözmeyi hedefleyen ‘Obamacare’ projesinin lanse edilmesidir. Bununla birlikte, Google Plus, Linkedın , Foursquare, Pinterest, Spotify ve Friendfeed gibi pek çok sosyal medya platformu etkin biçimde kullanılmıştır. Obama’nın 2012 seçim kampanyasında amaç, genç hedef kitlesinin harekete geçirilmesidir (Newman, 2017).
Siyasal iletişimde seçmenin bu derece sosyal medyada aktif olduğu ilk kampanya olarak mailing de kullanılmıştır. Sosyal medyada örgütlenen Obama taraftarları bir mailing kampanyası düzenlemişlerdir. Ortalama 13 milyon posta adresine bir milyara yakın Obama mailleri gönderilerek daha çok seçmene ulaşılmıştır. Bununla birlikte Obama için özel hazırlanan başkanlık logosu sosyal medya ortamlarında sıkça kullanılmıştır (Newman, 2017). Obama’nın sosyal medyada etkin siyasal iletişim stratejisi ve kampanyayı hedef gruplara bölerek ayrıştırması bir sonraki seçimleri kazanmasında da etkin olmuştur. Obama’nın seçim kampanyasının bir diğer önemli noktası, sosyal medyanın kullanıcılar tarafından viral yayılımı kolaylıkla sağlama gücüdür. Seçmenlere bir siyasal aktör olarak başkan adayının mesaj göndermesinden daha kıymetli olan şey insanları eşlerinden, dostlarından ve çevrelerinden Obama’ya destek istemeleridir. Ağızdan ağıza pazarlamanın sosyal medya versiyonu öne çıkmıştır. Obama’nın iki dönem başkanlık yarışını kazanması ve gençlerin gönlünde taht kurması siyasal iletişim uzmanlarının sosyal medyaya olan inançlarını pekiştirmiştir (Newman, 2017).
Obama’nın bu başarısı, dünya genelinde liderlerin sosyal medyayı aktif biçimde kullanmasını cesaretlendirmiştir. Dünyada seçim kampanyalarında sosyal medya olmazsa olmaz bir platform olarak yerini almıştır. Ülkelere göre birtakım farklılıklar olsa da dünya genelinde yeni medyanın siyasette kullanılma biçimi “dur-başla” şeklinde tarif edilebilir. Seçim kampanyaları başladığında politikacılar ve siyasal partiler yeni medyayı çok daha aktif şekilde kullanırken seçim kampanyası bittikten sonra politikanın yeni medyaya entegrasyonu azalmaktadır. Obama’nın sosyal medyadaki başarılı seçim kampanya stratejisi ile 18-45 yaş seçmen kitlesinden 17 milyon seçmene ulaştığı bilinmektedir (Newman, 2017).
Türkiye’de internetin siyasal iletişim ve seçim kampanyalarında aktif biçimde kullanılmasının ilk ilkel örnekleri 2002 seçimlerinde görülmüştür. Daha çok tek taraflı yürütülen internetin yeni yeni yaygınlaştığı bu geçiş döneminden sonra sosyal medyanın kullanımı yaygınlaşmıştır. Anavatan Partisi’nin (ANAP) 2002 seçimlerinde internette özellikle web sayfasını diğer partilere göre daha etkin kullanmıştır. Fakat internetin aktif kullanılmasına rağmen ANAP %9 oy oranı ile %10’luk ülke barajını aşarak meclise girememiştir. Bu seçimin devamı olan 2007 seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti) “Durmak yok yola devam” sloganlı seçim kampanyasında interneti aktif biçimde kullanmıştır. Bununla birlikte sosyal medya anlamında az sayıda olsa da bazı adaylar politik seçim bloklarını aktif biçimde kullanmıştır. Adayların seçim programları, seçim konuşmaları ve diğer medya ortamlarında yayınlanan içerikler (seçim röportajları, haberler, televizyon programları, köşe yazıları vb.) burada yayınlanmıştır. Blogların seçim kampanyalarında kullanılmaya başlaması seçmenlerin adaylara ulaşmasına fırsat vermiştir. Aday ve seçmen arasında güçlenen bu diyalog bir sonraki seçimlerde sosyal medyayı, sunduğu olanaklar çerçevesine daha çok kullanama imkânı sağlamıştır. Bununla birlikte 2009 yerel seçimlerinde gelişen yeni sosyal medya platformları aktif biçimde kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle Facebook ve yeni yeni Twitter, siyasi aktörlerin siyasal iletişim ve propaganda mecraları olmuştur (Özkan, 2009).
2011 seçimlerine gelindiğinde artık tüm partiler ve siyasal aktörler sosyal medyayı siyasal iletişimde ve seçim kampanyalarında aktif biçimde kullanmıştır. Ak Parti “Hayaldi gerçek oldu” sloganlı seçim kampanyasına damga vuran seçim şarkısı “Haydi bir daha” olmuştur. Sosyal medyada en çok izlenen seçim şarkısı olan klip Ak Parti’nin daha sonraki seçimlerinde de kullanılmıştır. Sosyal medyayı aktif kullanan bir diğer parti CHP, “CHP varsa herkes için var” sloganı ile yer almıştır. MHP ise sosyal medyada aktif biçimde bulunamamıştır. Ayrıca eklemek gerekir ki, 2011 seçimlerinde geleneksel medyada yeterince yer bulamayan bağımsız adaylar Facebook ve Twitter’da siyasal iletişim ve propaganda yapma olanağı yakalamıştır.
Türkiye’nin halk tarafından doğrudan seçilen ilk Cumhurbaşkanlığı seçimleri 2014 yılında yapılmıştır. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde artık sosyal medya, siyasi aktörler ve başkan adayları için daha sistemli ve yoğun biçimde kullanılmıştır. Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim kampanyasında gönüllülerden oluşan kalabalık bir ekip ile sosyal medya çalışmalarına önem verilmiştir. Milletinadami.com ve erdogangonullusu.com web siteleri oluşturularak Twitter, Facebook gibi sosyal medya platformlarından sürekli içerik üretilmiştir. Gönüllü katılımcılara düzenli mailing yapılarak Youtube’da viral videolar üretilmiştir. Seçim kampanyası kapsamında oluşturulan erdogangonullusu.com web sitesi ile isteyen vatandaşlar “Erdoğan gönüllüsü” olduklarını belirten videoları online ortama yüklemiştir. Seninleyizerdogan.com adlı web sitesi ile sosyal medya kullanıcıları, miting görsellerine kendilerini etiketlemiştir. Erdoğan’ın seçim logosu da sosyal medyada aktif biçimde kullanılmıştır. Çeşitli videolar ve Erdoğan’ın hayatını anlatan animasyon filmleri sosyal medyaya yüklenmiştir. Sosyal medyada hem görünürlük sağlanmaya çalışılmış hem de seçmenin kampanyaya dahil olması sağlanmıştır. Çatı aday olan Ekmeleddin İhsanoğlu için seçim kampanyası kapsamında Facebook hesabı oluşturulmuş ve Twitter ve Youtube’da ‘Ekmek İçin Ekmeleddin’ hesapları oluşturulmuştur.
Sosyal Medyanın Siyasal İletişime Etkisi
İnternet’in siyasal iletişim ve siyasal katılım açısından getirileri konusunda çeşitli araştırmalar ortaya konmuştur. Rice ve diğerleri (2012) sosyal medyanın siyasal katılıma etkisini saptamak amacıyla ABD’de 18-25 yaş aralığında yaklaşık 14 bin üniversite öğrenci ile online anket gerçekleştirmiştir. Araştırma verileri sosyal medyanın siyasal katılımı ve örgütlenmeyi artırdığını saptamıştır. Ayrıca siyasal pekiştirmenin etkin olduğu da saptanmıştır. Şöyle ki, gerçek hayatta parti üyesi olanlar ve internette siyasi haberleri yakından takip edenler arasında sosyal medyanın siyasal katılımı artırma düzeylerinin diğerlerine göre daha yüksek olduğu ortaya konulmuştur.
Lu ve diğerleri (2016) Amerika’da 1032 katılımcı ile online anket yöntemi ile gerçekleştirdikleri araştırmada, sosyal medyada siyasi tartışmalara katılma durumu ile gerçek hayatta siyasal katılım arasında negatif bir ilişki olduğu saptanmıştır. Sosyal ağların bir arabulucu rolü üstlendiği belirtilmiştir. Buna karşın çalışmada sosyal ağ sitelerinin gelecekte kamu yaşamı üzerinde daha fazla etkisinin olacağı öngörüsü de vurgulanmıştır.
Erdoğan ve Kamiloğlu’nun (2014) Türkiye’de Facebook hesabı olan 563 üniversite öğrencisi ile gerçekleştirdiği online araştırma verilerine göre, gençlerin %4’ü bir siyasi partiye üye iken %7’si çevrimiçi bir siyasi protestoya katılmıştır. Sosyal medya üzerinden politik bir sayfaya katılım oranı %21, çevrim içi politik bir tartışmaya girme oranı %18 iken Facebook sayfasında politika ile ilgili içerik paylaşanlar ise %16 olmuştur.
Erdoğan (2017) sosyal medyanın siyasal katılım ve gençlik üzerine etkilerini saptamak için Türkiye genç nüfusunu temsil eden 1804 kişiyle, 25 ilde, 18-29 yaşları arasında gençlerle yüz yüze görüşmüştür. Araştırma soru formu Power2Youth Projesi çerçevesinde 7 ülkede uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, internet üzerinde gerçekleştirilen bir protesto eylemine katılanların oranı %5 iken bir siyasi partinin veya adayın seçim kampanyasında ev ev tanıtım yapanların oranı %3 olmuştur. Sosyal medyanın siyasal katılıma etkisi verilerine bakılacak olursa; online siyasi etkinliklerde bulunma oranı %5,4, internette siyasal hareketlere katılım %7,4 iken internette siyasal düşüncelerini sık sık belirtenler %7.9 olmuştur. Buna karşın gençlerin %32’si ara sıra da olsa sosyal medya da düşüncelerini paylaşmaktadır.
Şekil 1. Gençlerin İnternet’te Siyasal Katılımları
Kaynak: Kamiloğlu, F. Erdoğan, E. (2014). Effects of Social Medıa on Civil and Political Participation and a Field of Survey Over on Facebook, Online Journal of Communication and Media Technologies, Volume 4, Issue 3, July 2014, Pages: 47-77.
Sosyal medyanın siyasal katılım üzerinde etkisini ölçen bir diğer çalışma Amerika menşeli araştırma şirketi Pew Research’ın 2012 yılında 18 yaş üstü 2253 kişi ile gerçekleştirdiği araştırmadır. Araştırma sonuçlarına göre, kamuoyunun %60’ı en az iki sosyal medya aracını siyasal amaçlı kullanmaktadır. Sosyal medya kullanıcılarının %66’sı, sivil ve siyasi konularla ilgili düşüncelerini sosyal ağlarda paylaşmakta ve siyasi aktivitelerde bulunmaktadır. Elde edilen diğer sonuçlara göre:
- Sosyal medyayı veya Twitter’ı kullananların %38’i bu sosyal medyayı başkalarının yayınladığı siyaset veya sosyal konularla ilgili materyalleri “beğenmek” veya tanıtmak için kullanmakta.
- Sosyal medya kullanıcılarının %35’i insanları oy kullanmaya teşvik etmek için sosyal medyayı kullanmakta.
- Sosyal medya kullanıcılarının %33’ü, orijinal olarak başka biri tarafından gönderilen siyasi veya sosyal konularla ilgili içeriği yeniden yayınlamak için araçları kullanmakta.
- Sosyal medya kullanıcılarının %31’i, diğer insanları kendileri için önemli olan politik veya sosyal bir konuda harekete geçmeye teşvik etmek için araçları kullanmakta.
- Sosyal medya kullanıcılarının %20’si, parti liderlerini ve adayları takip etmek için bu araçları kullanmakta.
Pew Reseaech’ın 2018 yılında tekrar gerçekleştirdiği sosyal medya ve siyasal katılım araştırma verilerine göre; Amerikalıların %34’ü sosyal medyada bir konu veya gündeme ilgi duyan bir grupta yer alırken, %32’lik kesim başkalarını önemli bir konuda harekete geçmeye teşvik ettiği için sosyal medya kullanmakta. Daha düşük oranlarda, son zamanlarda sosyal medya platformlarını bölgelerinde gerçekleşen mitingler veya protestolar hakkında bilgi bulmak için kullananlar %19, bir fikri veya görüşü desteklerini göstermek için profil resimlerini değiştirenler %18 ve siyasi veya sosyal bir konuyla ilgili hashtag’ler kullanmak için bu platformları kullananlar %14 oranındadır.
Balcı ve Akar’ın (2020) Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde eğitim gören 283 öğrenci ile gerçekleştirdikleri anket çalışmasında, öğrencilerin sosyal medyada siyasal katılım düzeyi ortalaması ise 26,2 olmuştur. Araştırma verilerinde, sosyal medya kullanım süresinin artışı beraberinde sosyal medyada siyasal katılım düzeylerinde bir artış oluşturmaktadır. Öğrenciler sosyal medyayı daha çok siyasal gelişmeleri takip etme, bir politik aday veya partiyi beğenme, anlık sohbet uygulamasında siyasi bir bilgiyi tartışma türlerini daha çok gerçekleştirdiklerini göstermektedir. Bunun yanında katılımcılar; siyasi bir gruba katılma ya da gruptan ayrılma ve siyasi bir belge paylaşma gibi etkinliklere ise daha az yönelmektedirler.
Bilgi Üniversitesi’nin gerçekleştirdiği “Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları 2018” raporuna göre, internet üzerinden bir protesto eylemine katılanların oranı %7,8, Twitter’da sık sık siyasi görüşlerini paylaşanların oranı %15 iken ara sıra görüşlerini paylaşanların oranı %31’e çıkmaktadır. Bir diğer önemli veri de Twitter’da takip ettiklerinin siyasi görüşlerinin kendirlerinkiler ile uyumlu olduğunu belirtenlerin oranı %59 olmuştur. Bu durum sosyal meydanın siyasi görüşü pekiştirme ve yayma gücünü göstermektedir. Siyasi konularda sık sık başvurulan bilgi kaynağında geleneksel medya televizyon (%80) ve arkadaş ortamı (%56) hala ilk sıralarda iken akıllı telefonlar ve çevrimiçi haber siteleri üst sıralarda yer almaktadır.
Şekil 2. Sosyal medya ve siyasal katılım
Kaynak: Bilgi Üniversitesi ve Göç Çalışmaları Araştırma Merkezi, “Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları 2018 Araştırma Raporu”, İstanbul.
ARAŞTIRMANIN METODOLOJİSİ
Araştırmanın Konusu, Amacı, Yöntemi ve Kapsamı
Bu çalışmanın amacı; geleneksel medyada yeterince yer bulamayan ve kurulduktan bir yıl sonra girdiği seçim sonucunda mecliste temsil olanağı kazanan İyi Parti’nin, 2018 yılı seçimlerinde yürüttüğü Twitter seçim stratejisini “içerik analizi” yöntemi ile analiz etmektir. Gönderiler, Twitter Archiver uygulaması ile derlenmiştir. İyi Parti’nin, seçim tarihi yaklaştıkça seçim kampanyalarının en yoğun olduğu son 6 haftada (15.05.2018-24.06.2018) Twitter’ı nasıl kullandığı, hangi içerikleri ön plana çıkardığı, hangi dili tercih ettiği, gençlere hitap eden içeriklerin oranı, beğeni ortalamaları, medya ve mesaj kullanım biçimleri inceleme altına alınmıştır. Araştırmada özellikle, gönderilerin genel kitleye ve genç kitleye hitap etmede nasıl bir farklılık oluşturduğu ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırmada öncesi varsayımlarda, yeni bir partinin genç kitleye daha çok hitap edeceğinin beklenmesidir. Araştırmada bu durum ölçümlenmeye çalışılmıştır.
Bu bağlamda araştırmanın soruları şu şekildedir:
1.Tweetlerin genel kitle ve genç kitleye hitap etme oranları nedir?
2.Tweetlerin kategori başlıkları nelerdir?
3.Tweetlerin mesajlarının detaylı konu başlıkları nelerdir?
4.Tweetlerin medya kullanım (metin, fotoğraf, video vb.) oranları nedir?
5.Tweetlerde kullanılan dilin yapısı nedir?
6.Tweetlerin ana konu başlıklarının genel kitle ile genç kitle ayrımındaki oranları nedir?
7. Tweetlerin mesajlarının detaylı alt içeriklerinin genel kitle ile genç kitle ayrımındaki oranları nedir?
8.Twitlerin genel kitle ve genç kitlede ortalama beğeni oranı nedir?
9.Tweetlerin kullandığı dilin yapısının genel kitle ile genç kitle ayrımındaki oranları nedir?
ARAŞTIRMANIN BULGULARI
Ekim 2022 tarihi itibari ile İyi Parti’nin 950 bin takipçisi bulunmaktadır. Parti sadece 5 hesabı takip etmektedir. İyi Parti’nin Twitter hesabından, seçimin yaklaştığı 15.05.2018-24.06.2018 tarihleri arasında Tablo-1’de görüleceği gibi toplam 303 tweet atmıştır. Seçim döneminde parti hesabından günde ortalama 7-8 tweet atıldığı tespit edilmiştir. Gönderilerin genel kitle ve genç kitleye hitap etme oranlarına bakıldığında, tweetlerin %91,4’ünün genel kitleye hitap ettiği saptanmıştır. Tweetlerin sadece %8,6’sı gençlere hitap etmektedir. Araştırma başında, yeni bir partinin daha çok genç kitleye hitap edeceği varsayımının aksine, atılan tweetlerde daha çok genel kitle tercih edilmiştir. Her yüz tweetten sadece %8’i gençleri hedeflemiştir.
Tablo 1: Tweetlerin Hedef Kitle Dağılımı
| n | % | |
| Genel Kitle | 277 | 91,4 |
| Genç Kitle | 26 | 8,6 |
| Toplam | 303 | 100 |
Gönderilen her bir tweetin kategorik dağılımı, kendi içinde genel kitleye ve genç kitleye hitap etmede ayrı ayrı incelenmiştir. Gönderilerin içerikleri 10 farklı kategoride değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Kategorik dağılımda, genel kitlede ilk sırayı %53,1’lik oransal çoğunlukla seçim çalışmaları ve mitinglerle ilgili paylaşımlar oluşturmaktadır. Bu gönderilerde daha çok, mitinglerin duyurusu, canlı miting videoları, mitinglerden halk görselleri, genel başkanın miting konuşmalarından kesitler ve genel başkanın seçim ziyaretleri gibi içerikler ön plana çıkmaktadır. Bu durumu, bilgilendirme, basın açıklaması, röportaj (%17,3), parti etkinlikleri, ziyaretler (8,3) ve vaatler (%7,9) takip etmektedir. Bu kategorideki gönderilerde genellikle, basın bültenleri, kamuoyu açıklamaları, partililerin röportaj duyuruları, parti içi toplantılar, partililerin saha çalışmaları ve seçim vaatleri yer almaktadır. Gönderilerin kategorik dağılımında gençler için atılan tweetlerde ilk sırada %23,1’lik oranda vaatlerin yer aldığı gözlenmektedir. Gençler ayrımında bakıldığında daha çok vaatlerin ve seçim şarkılarının ön plana çıktığı gözlenmektedir. Seçim vaatlerinde videolar ile gelecek vizyonu çizilmekte ve daha iyi bir dünya temsili yaratılmıştır. Seçim şarkıları ise tamamen gençlere hitap etmektedir. Seçim kliplerinde tamamen gençler yer almaktadır. İyi Parti, genç kitleye onların dili ile seslenmeyi tercih etmiştir.
Tablo 2: Tweetlerin Kategorik Dağılımı
| GENEL KİTLE | GENÇ KİTLE | |||
| n | % | n | % | |
| Seçim Çalışmaları/Mitingler | 147 | 53,1 | 2 | 7,7 |
| Bilgilendirme/Basın Açıklaması/Röportaj | 48 | 17,3 | 4 | 15,4 |
| Parti etkinlikleri/Ziyaretler | 23 | 8,3 | 0 | 0,0 |
| Vaatler | 22 | 7,9 | 6 | 23,1 |
| Taziye/Anma/Önemli Gün | 10 | 3,6 | 1 | 3,8 |
| Gündem/Görüş | 9 | 3,2 | 1 | 3,8 |
| Değerler/İdeolojik Söylem | 8 | 2,9 | 4 | 15,4 |
| Eleştiri/Polemik | 7 | 2,5 | 2 | 7,7 |
| Kutlama/Tebrik | 3 | 1,1 | 0 | 0,0 |
| Seçim Şarkısı/Klibi | 0 | 0,0 | 6 | 23,1 |
| Toplam | 277 | 100,0 | 26 | 100,0 |
Gönderilerin kategorik dağılımının yanında, kategorilerde verilen mesajların detaylı analizi yapılmıştır. Tabloda dikkat çeken nokta, özellikle genç kitleye her gönderide birden fazla mesaj verildiği gözlenmiştir. Gençler için toplam 26 tweet atılmasına rağmen, bu tweetlerde toplam 48 alt mesaj verilmeye çalışılmıştır. Oysa genel kitlede böyle bir kaygı gözlenmemiştir. Genel kitleye daha çok mitinglerle ve bilgilendirmelerle ulaşmak hedeflendiği için her bir gönderide çoklu mesaj iletme kaygısı gözlenmemiştir. Genel kitleyi hedefleyen gönderilerde daha çok birlik, beraberlik (%25,2), üyelik çalışmaları, oy kullanma bilgilendirmesi (%16,8), ekonomi (%13) ve adalet, özgürlük (%11,5) mesajları ön plana çıkmaktadır. Özellikle Meral Akşener’in “bayram sofası” söylemi, birlik ve beraberlik paylaşımlarında ön plana çıkmaktadır. İyi Parti’nin vaatler kategorisinin alt başlıklarında daha çok ekonomik vaatler ile adalet, özgürlük ön plandadır. Gönderilerde genç hedef kitlede daha çok teknoloji, bilim (%16,7) ve eğitim (%14,6) mesajları ve vaatleri ön plana çıkmaktadır. Genç kitleye ayrıca birlik ve beraberlik mesajları ile ekonomik vaatlerle de ulaşılmak hedeflenmiştir. İyi Parti, genel kitleye birlik beraberlik mesajları ile ulaşmayı hedeflerken gençlere ise modern bir dünya vizyonu çizerek, bilim, teknoloji ve eğitim vaatleri ile ulaşmayı hedeflemiştir.
Tablo 3: Tweetlerin Detaylı Konu İçeriklerinin Dağılımı
| GENEL KİTLE | GENÇ KİTLE | |||
| n | % | n | % | |
| Birlik/Beraberlik | 33 | 25,2 | 6 | 12,5 |
| Üyelik Çalışmaları/Oy Kullanma | 22 | 16,8 | 2 | 4,2 |
| Ekonomi | 17 | 13,0 | 6 | 12,5 |
| Adalet/Özgürlük | 15 | 11,5 | 4 | 8,3 |
| Kadın/Çocuk | 8 | 6,1 | 3 | 6,3 |
| Siyasi Sistem | 6 | 4,6 | 1 | 2,1 |
| İnanç Özgürlüğü | 6 | 4,6 | 1 | 2,1 |
| Çevre/Tarım | 4 | 3,1 | 5 | 10,4 |
| Teknoloji/Bilim | 4 | 3,1 | 8 | 16,7 |
| Hayvan Hakları | 4 | 3,1 | 1 | 2,1 |
| Eğitim | 3 | 2,3 | 7 | 14,6 |
| Sanat | 2 | 1,5 | 3 | 6,3 |
| Diğer | 7 | 5,3 | 1 | 2,1 |
| Toplam | 131 | 100,0 | 48 | 100,0 |
Araştırma sırasında analiz edilen bir diğer başlık ise gönderilerde kullanılan dildir. İyi Parti, Twitter’da oransal çoğunlukla resmi bir dil kullanımını tercih etmiştir. Genel hedef kitlede %94,6’lık oranda resmi bir dil kullanılırken genç kitlede bu oran %65,4’e düşmüştür. Gençlerde ironik dil kullanımının, genel kitle gönderilerine göre daha yüksek oranda olduğu saptanmıştır.
Tablo 4: Tweetlerde Kullanılan Dil
| GENEL KİTLE | GENÇ KİTLE | |||
| n | % | n | % | |
| Resmi | 262 | 94,6 | 17 | 65,4 |
| İronik | 7 | 2,5 | 4 | 15,4 |
| Eleştirel | 7 | 2,5 | 3 | 11,5 |
| Komedi | 1 | 0,4 | 2 | 7,7 |
| Toplam | 277 | 100,0 | 26 | 100,0 |
Gönderilerde medya kullanımına bakıldığında, her iki hedef kitlede de fotoğraf oransal oranda en çok kullanılan medya türü olmuştur. Genel hedef kitleye dönük atılan tweetlerin %73,6’sı fotoğraflı iken genç kitlede bu oran %53,8’dir. Dikkat çeken bir diğer nokta ise özellikle gençlerde videolu paylaşımların daha yüksek oranda olmasıdır. Gençlere dönük paylaşımların %34,6’sı videolu iken genel kitlede bu oran %25,6’dır. Seçim şarkısı, klipleri ve gençlere dönük vaatler genellikle videolu paylaşımlarla yapılmıştır. Gençlerin daha çok izlemeye eğilimli olması gerçeğinden hareketle gençlere özel videolar üretilmiştir. İyi Parti, gönderilerde sadece metin kullanmayı tercih etmemiştir.
Tablo 5: Tweetlerde Medya Kullanımı
| GENEL KİTLE | GENÇ KİTLE | |||
| n | % | n | % | |
| Metin+Fotoğraf | 204 | 73,6 | 14 | 53,8 |
| Metin+Video | 71 | 25,6 | 9 | 34,6 |
| Metin | 2 | 0,7 | 3 | 11,5 |
| Toplam | 277 | 100,0 | 26 | 100,0 |
İyi Parti’nin seçim döneminde paylaştığı tweet gönderilerinin biçimsel analizi incelenmiştir. Gönderilerde birden fazla içerik (hashtag, link, mention) kullanıldığı için, hem genel kitle de hem de genç kitlede yüzdeler çoklu yanıt/çoklu şık sayısından dolayı %100’ü geçmektedir. Elde edilen verilere bakıldığında, genel kitlede gönderilerin %72,6’sında Hashtag kullanıldığı ve %27,4’ünün ise Retweet olduğu saptanmıştır. Hashtaglarde genellikle partinin #YüzünüGüneşeDönTürkiye sloganı ile #MilletleSözleşmemiz başlığı kullanılmıştır. Gönderilerde retweet ise genellikle Meral Akşener’in paylaşımlarından yapılmıştır. Bu paylaşımlar, mitingleri, konuşmaları, röportaj videolarını ve canlı yayınları içermektedir. Genç kitleye gönderilen mesajlarda Mentionların daha sık kullanıldığı gözlenmiştir. Mentionlarda daha çok genel başkan ve partililer etiketlenmiştir.
Tablo 6: Tweetlerin Biçimsel Dağılımı
| GENEL KİTLE | GENÇ KİTLE | |||||
| n | % | n | % | |||
| Hashtag | 201 | 72,6 | 20 | 76,9 | ||
| Retweet | 76 | 27,4 | 2 | 7,7 | ||
| Link | 32 | 11,6 | 8 | 30,8 | ||
| Mention | 17 | 6,1 | 12 | 46,2 | ||
| Toplam | 326 (Yüzdeler 277 üzerinden alınmıştır.) | 117,7 | 42 (Yüzdeler 26 üzerinden alınmıştır.) | 161,5 | ||
İçerik analizinde son olarak genel kitleye ve genç kitleye dönük atılan tweetlerin her birinin beğeni oranları tespit edilerek, her iki kitle için beğenilerin aritmetik ortalamaları alınmıştır. Burada da anlamlı bir sonuç saptanmıştır. Genel kitlenin gönderilere verdiği ortalama beğeni 935 iken genç kitlede bu oran 2367 kadar çıkmaktadır. Bu veriler göstermektedir ki, İyi Parti seçim döneminde gençlere çok hitap eden paylaşımlar yapmasa da gençler yapılan paylaşımları genel kitleye oranla daha çok beğenmiştir.
Tablo 7: Tweetlerin Genel Beğeni Ortalaması
| n | |
| Genel Kitle | 935 |
| Genç Kitle | 2367 |
SONUÇ
Yeni teknolojilerin ve sosyal medyanın siyasal iletişimde ve siyasal katılımda sağladığı olanaklar, genç seçmenler üzerinde sosyal medyada aktif katılımı geliştirmektedir (Bostancı, 2014). Sosyal medyanın sahip olduğu; etkileşim (müzakereci demokrasi), kitlesizleştirme, zamansal özgürlük, kolaylık, ucuzluk, yurttaş kültürü ve yurttaş gazeteciliği, çok seslilik, örgütlenme gücü, kamuoyu farkındalığı ve ulaşılabilirlik gibi özellikleri sayesinde siyasal iletişimde ve seçim kampanyalarında aktif biçimde kullanılmaktadır. Böylelikle sosyal medya, güncel siyasi bilgileri almak, aday olmuş kişilere çevrimiçi para bağışında bulunma, siyasi meselelerde adaylarla ilgili bilgi elde etme, bir aday, ajans veya medya tarafından hazırlanmış bir videoyu çevrimiçi izleme, bir seçim ya da kampanyayla ilgili videoları izleme ve kampanyayla ilgili gönüllü faaliyetlere çevrimiçi üye olma imkânı sağlanmaktadır. (Steinberg, 2015). Sosyal medya çift taraflı ve eş zamanlı bilgi paylaşımını sağlarken, bu ortamda oluşan topluluk birbirini etkilemekte, var olan kanallar yoluyla bilgiyi yaymakta ve kendilerine özel alanlar yaratmaktadır. (Dahlberg, 2017).
Sosyal medyanın siyasal iletişimdeki önemi ve seçmen davranışı üzerindeki etkisi, siyasi partilerin aktif biçimde sosyal medyada yer almasını sağlamıştır. Bu durum beraberinde, siyasi partilerin sosyal medyayı nasıl kullandıklarının bilimsel biçimde analizini gündeme getirmiştir. Bu çalışmada İyi Parti’nin 24 Haziran 2018 seçimlerinde son 1,5 aylık dönemde (15.05.2018-24.06.2018) Twitter gönderileri “içerik analizi” yöntemi ile analiz edilmiştir. İyi Parti’nin Twitter’ı nasıl kullandığı, hangi içerikleri ön plana çıkardığı, hangi dili tercih ettiği, gençlere ve genel kitleye hitap eden gönderilerin oranı, beğeni ortalamaları, medya ve mesaj kullanım biçimleri genel kitle ve genç kitle bağlamında ayrı ayrı inceleme altına alınmıştır. Araştırmada özellikle, gönderilerin genel kitleye ve genç kitleye hitap etmede nasıl bir farklılık oluşturduğu ortaya konmaya çalışılmıştır.
İyi Parti seçim döneminde daha çok genel seçmen kitlesine yönelik paylaşımlar yapmıştır. Tweetlerin %91,4’ü genel kitleye hitap ederken, sadece %8,6’sı gençlere hitap etmektedir. Denilebilir ki, her yüz tweetten sadece %8’i gençleri hedeflemiştir. Yeni kurulan bir parti olarak, gençlere yönelik paylaşımlarının daha fazla olması beklenmekteydi. Fakat İyi Parti, seçmenlerin çoğunluğuna hitap etmeyi tercih etmiştir.
Gönderilen her bir tweetin başlığı, 10 farklı kategoride değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Kategorik dağılımda, genel kitlede ilk sırayı %53,1 ile seçim çalışmaları ve mitinglerle ilgili paylaşımlar oluşturmaktadır. Bu durumu, bilgilendirme, basın açıklaması, röportaj (%17,3), parti etkinlikleri, ziyaretler (8,3) ve vaatler (%7,9) takip etmektedir. Gençler ayrımında bakıldığında daha çok vaatlerin ve seçim şarkılarının ön plana çıktığı gözlenmektedir. Parti gönderilerde, genel kitleyi bilgilendirmeyi, genç kitleyi de vaatleri ile çekmeyi hedeflemiştir.
Gönderilerin kendi içinde birçok mesajı barındırmaktadır. Araştırmada, kategorilerin verdiği alt mesajlara bakıldığında, genel kitleyi hedefleyen gönderilerde daha çok birlik, beraberlik (%25,2), üyelik çalışmaları, oy kullanma bilgilendirmesi (%16,8), ekonomi (%13) ve adalet, özgürlük (%11,5) mesajları ön plana çıkmaktadır. Özellikle Meral Akşener’in “bayram sofası” söylemi, birlik ve beraberlik paylaşımlarında ön plana çıkmaktadır. İyi Parti’nin vaatler kategorisinin alt başlıklarında daha çok ekonomik vaatler ile adalet, özgürlük ön plandadır. Gönderilerde genç hedef kitlede daha çok teknoloji, bilim (%16,7) ve eğitim (%14,6) mesajları ve vaatleri ön plana çıkmaktadır. Genç kitleye ayrıca birlik ve beraberlik mesajları ile ekonomik vaatlerle de ulaşılmak hedeflenmiştir. İyi Parti, genel kitleye birlik beraberlik mesajları ile ulaşmayı hedeflerken gençlere ise modern bir dünya vizyonu çizerek, bilim, teknoloji ve eğitim vaatleri ile ulaşmayı hedeflemiştir.
İyi Parti, Twitter’da neredeyse tamamen resmi bir dil kullanmıştır. Düşük oranda da olsa gençlerde ironik dil kullanımının, genel kitle gönderilerine kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. Gönderilerde medya kullanımına bakıldığında, her iki hedef kitlede de fotoğraf oransal oranda en çok kullanılan medya türü olmuştur. Özellikle gençlerde videolu paylaşımların daha yüksek oranda olması dikkat çekicidir. Gençlerin daha çok izlemeye eğilimli olması gerçeğinden hareketle gençlere özel videolar üretilmiştir.
Elde edilen verilere bakıldığında, genel kitlede gönderilerin %72,6’sında Hashtag kullanıldığı ve %27,4’ünün ise Retweet olduğu saptanmıştır. Hashtaglarde genellikle partinin #YüzünüGüneşeDönTürkiye sloganı ile #MilletleSözleşmemiz başlığı kullanılmıştır. Gönderilerde retweet ise genellikle Meral Akşener’in paylaşımlarından yapılmıştır.
İçerik analizinde son olarak genel kitleye ve genç kitleye dönük atılan tweetlerin her birinin beğeni oranları tespit edilerek, her iki kitle için beğenilerin aritmetik ortalamaları alınmıştır. Burada da anlamlı bir sonuç saptanmıştır. Genel kitlenin gönderilere verdiği ortalama beğeni 935 iken genç kitlede bu oran 2367 kadar çıkmaktadır. Bu veriler göstermektedir ki, İyi Parti seçim döneminde gençlere çok hitap eden paylaşımlar yapmasa da gençler yapılan paylaşımları genel kitleye oranla daha çok beğenmiştir.
Sonuç olarak, İyi Parti seçim döneminde daha çok genel seçmene yönelik gönderiler paylaşmıştır. Genç kitle paylaşımları beklenenin çok altında kalmıştır. Genel kitlede seçim çalışmaları ve birlik beraberlik duyguları daha çok ön plana çıkarken genç kitlede vaatlerin, ekonomi, bilim ve teknoloji içeriklerinin ön planda olduğu gözlenmiştir. Twitter’da her iki kitlede resmi bir dil kullanan İyi Parti, paylaşımlarının hemen hemen tamamında fotoğraf kullanmıştır. Gençlere dönük paylaşımlarda videoların daha çok tercih edildiği ortaya konmuştur. Gönderilerin her iki kitlede beğeni ortalamasına bakıldığında, gençlerin paylaşımları daha çok beğendiği saptanmıştır. Genel kitleye daha çok içerik üretilmesine karşın, gençler daha aktif biçimde takip edip beğenmiştir.
KAYNAKÇA
Avar, B. (2012). Gün O Gündür, İstanbul, Remzi.
Avşar, Z. Şahin, M. vd. (2020). Dünya Örnekleri Çerçevesinde Siyasal İletişim, İstanbul, Kopernik.
Aziz, A. (1990). Araştırma Yöntemleri-Teknikleri ve İletişim. Ankara: A.Ü. Basın-Yayın Yüksekokulu Basımevi.
Aziz, A. (2021). Siyasal İletişim. Ankara, Nobel.
Balcı, Ş., Tarhan, A., ve Bal, E. (2013). Medya ve Siyasal Katılım. Konya, Literatürk.
Balcı, Ş. Akar, H. (2020). 2019 Yerel Seçiminde Sosyal Medyadaki Siyasal Katılım Üzerinde, Siyasal Tutumlar, Siyasal Etkinlik ve Sosyal Medya Kullanım Örüntülerinin Rolü, Istanbul University Journal of Communication Sciences, 2020, 59, 55-85 DOI: 10.26650/CONNECTIST2020-0528.
Bektaş, A. (1996). Kamuoyu İletişim ve Demokrasi, İstanbul, Bağlam.
Bektaş, A. (2002). Siyasal Propaganda: Tarihsel Evrimi ve Demokratik Toplumdaki Uygulamaları, İstanbul, Bağlam.
Bilgi Üniversitesi. (2018). Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırma Raporu 2018, İstanbul, Göç Çalışmaları ve Uygulamaları Araştırma Merkezi.
Bilgin, N. (2014). Sosyal Bilimlerde İçerik Analizi, Ankara, Siyasal.
Bostancı, M. (2014). Sosyal Medya ve Siyaset (1.Baskı). Konya, Palet.
Çankaya, E. (2015). Siyasal İletişim: Dünyada ve Türkiye’de, Ankara, İmge.
Çobanoğlu, Ş. (2007). Suskunluk Sarmalı ve Siyasal İletişim, İstanbul, Fide.
Dahlgren, P. Dahlberg, L vd. (2017). Yeni Medya Kuramları, İstanbul, Der.
Demir, V. (2018). Türkiye’de Medya Siyaset İlişkisi, İstanbul, Beta.
Devran, Y. (2011). Seçim Kampanyalarında Geleneksel Medya, İnternet ve Sosyal Medyanın Kullanımı, İstanbul, Başlık.
Erdoğan, E. (2017). İnternet ve Siyasal Katılım: Türkiye Gençliği Üzerinden Bir Değerlendirme,T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Araştırmaları Dergisi, 5(13), 5-30, genclikarastirmalari.gsb.gov.tr/.
Gurevitch, M. Coleman, S.Blumler, (2009). Political Communication Old And New Media Relationships, August 2009, The Annals Of The American Academy Of Political And Social Science 625(1):164-181, DOI:10.1177/0002716209339345
Kalender, A. (2005). Siyasal İletişim: Seçmenler ve İkna Stratejileri, Konya, Çizgi.
Çakmak, E. (2008). Siyasal İletişim: İdeoloji ve Medya, İstanbul, Kriter.
Kamiloğlu, F. (2015). Siyasal İletişimde Korku Çekiciliği, BrandAge Dergisi, s.77, ss. 33-34, İstanbul.
Kamiloğlu, F. Erdoğan, E. (2014). Effects of Social Medıa on Civil and Political Participation and a Field of Survey Over on Facebook, Online Journal of Communication and Media Technologies, Volume 4, Issue 3, July 2014, Pages: 47-77.
Karagöz, K. (2013). Yeni Medya Çağında Dönüşen Toplumsal Hareketler ve Dijital
Aktivizm Hareketleri. İletişim ve Diplomasi (1), 131-157.
Konda Araştırma. (2018). 24 Haziran 2018 Genel Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Sandık Analizi, s.92, 2018, İstanbul.
Köker, E. (1998). Politikanın İletişimi İletişimin Politikası, Ankara, Vadi.
Kushin, M. J., and Yamamoto, M. (2010). Did Social Media Really Matter? College Students’ Use of Online Media and Political Decision Making in the 2008 Election. Mass Communication and Society (13), 608-630.
Lilleker, D. (2013). Siyasal İletişim: Temel Kavramlar, İstanbul, Kaknüs.
Lu, Y., Heatherly, K., and Lee, J. (2016). Cross-cutting Exposure on Social Networking Sites: The Effects of SNS Discussion Disagreement on Political Participation. Computers in Human Behavior (59), 74-81.
Madsar, S. (2021). Politik İletişim Aracı Olarak Sosyal Medya: 2018 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde Adayların Twitter Kullanımı. Mediarts: Medya ve Sanat Çalışmaları Dergisi, 1, 61-85.
McNair, B. (2011). An Introduction to Political Communication , Londra, Routledge.
Maigret, E. (2011). Medya ve İletişim Sosyolojisi, İstanbul, İletişim.
Newman, B. (2017). Siyasette Pazarlama Devrimi Son Amerikan Başkanlık Kampanyaları, Ankara, Nobel.
Oktay, M. (2002). Politikada Halkla İlişkiler, İstanbul, Derin.
Özkan, A. (2007). Siyasal İletişim Stratejileri, İstanbul, Tasam.
Özkan, N. (2014). Seçim Kazandıran Kampanyalar, İstanbul, Mediacat.
Özkan, N. (2009). Obama’nın Liderlik Sırları, İstanbul, Mediacat.
Özsoy, O. (2007). Seçim Kazandıran Siyasal İletişim. İstanbul: Pozitif Yayınları.
Prasad, B. D. (2008). Content Analysis. Research Methods for Social Work, 5, 1-20.
Rice, L. L., Moffett, K. and Madupalli, R. (2012). Campaign-Related Social Networking and the Political Participation of College Students. Social Science Computer Review, 31 (3), 257-279.
Stanley, J. (2018). Demokrasilerde Propaganda Oyunu, İstanbul, The Kitap.
Stieglitz, S. and Dang-Xuan, L. (2013). Social Media and Political Communication:A Social Media Analytics Framework. Social Network Analysis and Mining,3 (4), 1277-1291.
Steinberg, A. (2015). Exploring Web 2.0 Political Engagement: Is New Technology Reducing the Biases of Political Participation? Electoral Studies (39), 102-116.
Stempel, G. H. ve Wesley, B.H. (Ed.) (1989). Research Methods in Mass Communications. New Jersey: Prentice-Hall.
Şeker, T. İşleyen, M. (2012). 2011 CHP Seçim Reklamları Bağlamında Siyasal Reklamcılığın İzleyiciler Üzerindeki Etkilerine Yönelik Alımlama Analizi . Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi , (32) , 327-349 .
Tarhan, A. Fidan, Z. (2016). Siyasal İletişimde Sosyal Medyanın Kullanımı: “7 Haziran- 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri Twitter Örneği”. Ş. Balcı (Ed.). 7 Haziran’dan 1 Kasım’a Türkiye’de Siyasal İletişim Uygulamaları (s.401-440). Konya: Literatürk Academia.
Tokgöz, O. (2008). Siyasal İletişimi Anlamak (1. Baskı). Ankara, İmge.
Tokgöz, O. (2010). Seçimler Siyasal reklamlar ve Siyasal İletişim, Ankara, İmge.
Vural, Z. ve Bat, M. (2009). Siyasal Seçim Kampanyalarında Yeni İletişim Teknolojileri ve Blog Kullanımı: 2008 Amerika Başkanlık Seçimlerine Yönelik Karşılaştırmalı Bir Analiz. Journal of Yasar University, 4(16), 2745-2778.
Uztuğ, F. (1999). Siyasal Marka Seçim Kampanyaları ve Aday İmajı, İstanbul, Mediacat.
Yavaşgel, E. (2004). Siyasal İletişim Kavramlar ve Ardındakiler, Ankara, Babil.
Yıldırım, A. Şimşek, H. (2013). Nitel araştırma Yöntemleri, Ankara, Seçkin.
Welch, D. (2019). Propaganda Güç ve İkna, İstanbul, İnkılap.
Zeybek, B. (2016). Siyasal Reklam İkna ve Retorik, İstanbul, Beta.
Johnson-Cartee; K. S. Copeland, G. (1991). Negative Political Advertising Coming Age, New York, Roudledge.
İNTERNET KAYNAKÇA
Türk İnternet Haber Sitesi, https://turk-internet.com/2018-baskanlik-seciminde-hangi-aday-sosyal-medya-yi-daha-iyi-kullandi/, E.T. 19.10.2022.
Diken Haber Sitesi, https://www.diken.com.tr/iyi-partiden-kurultayi-gormeyen-trtye-manidar-hediyeler-abakus-fotograf-ve-hesap-makinesi/, E.T. 19.10.2022.
Okan Yüksel Web Sayfası, https://okanyuksel.com/2015/04/sosyal-medya-ve-secimler-i-bolum/, E.T. 19.10.2022.
Pew Research, https://www.pewresearch.org/internet/2012/10/19/social-media-and-political-engagement/, E.T. 20.10.2022.
Pew Research, https://www.pewresearch.org/internet/2018/07/11/public-attitudes-toward-political-engagement-on-social-media/, E.T. 20.10.2022.
İyi Parti, https://twitter.com/search?q=(from%3Ameral_aksener)%20until%3A2018-06-23%20since%3A2018-06-20&src=typed_query&f=video, E.T. 21.10.2022
İyi Parti, https://twitter.com/meral_aksener/status/1010168070554439680, E.T. 20.10.2022.
We Are Social, https://wearesocial.com/us/blog/, E.T. 27.11.2022.
















